Denkleştirme Uygulaması
Salı, 09 Eylül 2008
I.GIRIS
Is dünyasi dinamiktir. Gün geçmiyor
ki, yeni bir is alani açilmasin, son sistem bir teknolojik cihaz
is dünyasina girmesin. Yeni is alanlari ve son sistem teknolojik
cihazlar, yetismis eleman gerektirir. Is mevzuatinin da bu bas döndürücü
gelismeye ayak uydurabilecek derecede dinamik bir olusum içinde
olmasi gerekmektedir.
Ülkemiz, böyle bir gayret içinde olmasina
ragmen henüz istenen çabuklukta milletlerarasi is mevzuatini
uygulamaya koymus degildir.
1475 sayili Kanun’da, haftalik çalisma süresi
haftanin günlerine esit olarak bölünüyordu ve bunun
aksini kararlastirmak söz konusu Kanun’dan dolayi mümkün
olmuyordu. 4857 sayili Kanun ILO’nun bu alandaki sistemini benimseyerek
esnek çalismayi ve bununla baglantili olarak denklestirmeyi bir
kanun hükmü olarak bünyesine dahil etti.
1475 sayili Kanun’da ki bu anlamsiz yasagin kalkmasi,
is dünyasinin sonunu getirmemis, hatta çok olumlu sonuçlar
dogurmus; isçiler dinamiklerini kullanarak isin yogun oldugu zamanlarda
emeklerini ortaya koymuslar, yogunlugun nispeten azaldigi zamanlarda da
fazla çalistiklari süre miktarinca az çalismislar veya
bu süreyi çalismadan, dinlenerek geçirmisler, yani
kanunun ifadesiyle çalismalarini denklestirmislerdir.
Iste biz bu çalismamizda, denklestirme uygulamasinin
tutarliligini örneklerle ve Yargitay kararlari esliginde ayrintili
olarak irdelemeye çalisacagiz.
II. ÇALISMA SÜRELERI
1. Çalisma Süresinin Sinirlandirilmasinin Sebepleri
Insanlarin, bu arada isçilerin sürekli çalismalari
mümkün degildir. Insanin bedeni kudreti, organizmasi sürekli
çalismaya engeldir. Çalisan kisilerin dinlenmeye ihtiyaçlari
vardir. Bu dinlenmeler günlük çalisma içinde yemek,
içmek, uyumak vb. gibi bir takim fizyolojik ihtiyaçlari
gidermek için kuskusuz gereklidir. Böylece çalisanlarin,
çalisacaklari sürelerinin sinirlandirilmasini gerektiren ve
isçileri de kapsayan sebepler, her seyden önce fizyolojiktir.[1]
Gerçekten de verimli çalismanin kisa süreli
çalismalarla gerçeklestigi günümüzde artik
anlasilmistir. Isin verimi isçinin uzun süreli çalismasi
ile ters orantilidir. Öte yandan çalisan kisinin, bu arada
emegi ile geçinen isçinin dinlendirilmeden çalistirilmasi
kendi sagligi yönünden sakincalar dogurdugu gibi, giderek toplum
için de zararli sonuçlari beraberinde getirecektir. Bu bakimdan
da çalisma süresinin sinirlandirilmasina sonuçta azaltilmasina
ihtiyaç bulundugu gibi, ayni sekilde isçinin ailevi, dini
ve kültürel vecibelerini saglamasi için de kendisine
bos zamanlarin verilmesi zorunludur.[2]
2. Genel Olarak Çalisma Süresi ve Esneklestirme
Is Kanununun 63 ve devami maddelerinde çalisma süreleri ayrintili
bir sekilde düzenlenmis ancak çalisma süresinin tanimina
yer verilmemistir. Buna karsilik, Is Kanununa Iliskin Çalisma Süreleri
Yönetmeliginin 3. maddesine göre “Çalisma süresi,isçinin
çalistirildigi iste geçirdigi süredir. Is Kanununun
66.maddesinin birinci fikrasinda yazili süreler de çalisma
süresinden sayilir”.
O halde, her seyden önce çalisma süresi,
isçinin çalistirildigi iste geçirdigi süre diger
deyisle fiili çalisma süresidir. Ancak Is Kanununun 66. ve
adi geçen Yönetmeligin 3. maddesi geregince isçinin
isinde fiilen çalisarak geçirdigi sürelerin disinda
kalan “çalisma süresinden sayilan haller” diger
deyisle farazi çalisma süreleri de is süresinden sayilmistir.
Konumuzla ilgisi açisindan bu farazi çalisma sürelerini
ihtiva eden Is Kanununun 66.maddesini hatirlamakta fayda vardir:
“Madde 66. Asagidaki süreler isçinin
günlük çalisma sürelerinden sayilir:
a. Madenlerde, tas ocaklarinda yahut her ne sekilde olursa
olsun yeraltinda veya su altinda çalisilacak islerde isçilerin
kuyulara, dehlizlere veya asil çalisma yerlerine inmeleri veya
girmeleri ve bu yerlerden çikmalari için gereken süreler
b. Isçilerin isveren tarafindan isyerlerinden
baska bir yerde çalistirilmak üzere gönderilmeleri halinde
yolda geçen süreler.
c. Isçinin isinde ve her an is görmeye hazir
bir halde bulunmakla beraber çalistirilmaksizin ve çikacak
isi bekleyerek bos geçirdigi süreler.
d. Isçinin isveren tarafindan baska bir yere gönderilmesi
veya isveren evinde veya bürosunda yahut isverenle ilgili herhangi
bir yerde mesgul edilmesi suretiyle asil isini yapmaksizin geçirdigi
süreler.
e. Çocuk emziren kadin isçilerin çocuklarina
süt vermeleri için belirtilecek süreler.
f. Demiryollari, karayollari ve köprülerin
yapilmasi, korunmasi ya da onarim ve tadili gibi, isçilerin yerlesim
yerlerinden uzak bir mesafede bulunan isyerlerine hep birlikte getirilip
götürülmeleri gereken her türlü islerde bunlarin
toplu ve düzenli bir sekilde götürülüp getirilmeleri
esnasinda geçen süreler.
Isin niteliginden sayilmayip da isveren tarafindan sirf
sosyal yardim amaciyla isyerine götürülüp getirilme
esnasinda araçlarda geçen süre çalisma süresinden
sayilmaz.”
Buna karsilik, günlük çalisma süresinin
ortalama bir zamaninda verilmesi gereken ara dinlenmeleri (Is K. 68) çalisma
süresinden sayilmazlar.
Hukukumuzda normal çalisma süresi Is Kanununun
63. maddesinde düzenlenmistir. Anilan hükme göre “Genel
bakimdan çalisma süresi haftada en çok kirkbes saattir.
Aksi kararlastirilmamissa bu süre, isyerlerinde haftanin çalisilan
günlerine esit ölçüde bölünerek uygulanir”.
Kanun, en çok 45 saat demekle 45 saatin üstünde
çalismaya izin vermemekte, ancak bunun altinda çalisma sürelerinin
düzenlenebilecegini kabul etmektedir. Uygulamada bazi is yerlerinde
43, hatta 40 saat gibi daha az haftalik çalisma süresinin
düzenlendigi görülmektedir. Ancak Kanun, günlük
veya haftalik çalisma sürelerinin daha asagiya indirilmesi
halinde, isçinin ücretinden eksiltme yapilamayacagini hükme
baglamaktadir (Is K. 62).
Buna karsilik, asagida görülecegi gibi, belli
sartlara ve sinirlara uyulmak suretiyle taraflarin anlasmasiyla çalisma
sürelerinde bir denklestirilmeye de gidilebilir (Is K. 63/2).
Is Kanununa Iliskin Çalisma Süreleri Yönetmeliginin
11. maddesi uyarinca “Çalisma süreleri ile ilgili olarak
öngörülen sinirlamalar, isyerleri ya da yürütülen
islere degil, isçilerin sahislarina iliskindir”. Gerçekten,
is mevzuatinda çalisma sürelerine getirilen sinirlamalar sahsi
olarak isçileri korumak içindir. Buna karsilik, isyerleri
için böyle bir sinirlama söz konusu olmayip, postalar
halinde isçilerin çalistirilmasi yoluyla isyerinde haftanin
her günü 24 saat çalismak mümkündür.[3]
Ancak, ayni isverenin farkli isyerlerinde veya islerinde veya farkli isverenlerin
yaninda çalisma halinde isçinin toplam çalisma süresi
kanuni azami çalisma süresinin üzerinde olamaz.[4]
Bati’da teknolojik, ekonomik ve sosyal gelismeler
sonucu çalisma sürelerinin uygulanmasinda esneklik saglanmasi
ihtiyaci dogmustur. Bu amaca uygun olarak Bati ülkelerinde bu konuda
yogunlastirilmis is haftasi, çalisilmayan zamanin telafisi, kisa
süreli çalisma, fazla çalisma karsiliginin zamli ücret
yerine serbest zaman olarak verilmesi gibi uygulama biçimleri ortaya
çikmistir. Genel olarak, 1475 sayili Is Kanununun çalisma
sürelerine iliskin hükümleri siki ve kati düzenlemeler
seklindeydi. Her geçen gün ihtiyaci karsilayamaz hale gelen
bu düzenlemelerde köklü degisikliklere gidilmesinin ve
esneklik saglanmasinin yararli olacagi görüsü yayginlik
kazanmisti. 4857 sayili Is Kanunu esneklik ihtiyacini büyük
ölçüde karsilamistir.[5]
3.Çalisma Sürelerinin Is günlerine Bölünmesi
ve Denklestirme
a. Çalisma Sürelerinin Is Günlerine Bölünmesi
Is Kanununun 63. maddesinin 1. fikrasinda çalisma süresinin
haftada 45 saat oldugu ve bu sürenin aksi kararlastirilmadikça
haftanin çalisilan günlerine esit ölçüde
bölünerek uygulanacagi hükme baglanmistir. Is Kanununa
Iliskin Çalisma Süreleri Yönetmeliginin 4. maddesinin
2. fikrasina göre de “Haftanin is günlerinden birinde
kismen çalisilan isyerlerinde, bu süre haftalik çalisma
süresinden düsüldükten sonra, çalisilan sürenin
çalisilan gün sayisina bölünmesi suretiyle günlük
çalisma süreleri belirlenir”. Misal, haftanin 6 günü
45 saat çalisilan bir isyerinde cumartesi günü 5 saat
çalisiliyorsa, haftanin çalisilan diger is günleri,
günlük çalisma süresi 45-5 = 40: 5 = 8 saat olacaktir.
Bati ülkelerinde 39-40 saatlik çalisma haftasi
uygulamalari ve 35 saat çalisma haftasi mücadelesi varken,
ülkemizdeki haftalik çalisma süresi uzun görülebilir.[6]
Is Kanununun 67. maddesine göre günlük çalismanin
baslama ve bitis saatleri isyerlerinde isçilere duyurulur. Isin
niteligine göre isin baslama ve bitis saatleri isçiler için
farkli sekilde düzenlenebilir.
Isin baslama ve bitis saatinin belirlenmesi isverene
ait olmakla beraber, kanundaki gece gündüz ayirimina uygun bir
düzenlemeye özen gösterilmesi daha dogrusu riayet edilmesi
gerekir. Mesela, isçilerin sabah saat 5’te isbasi yapmalarina
iliskin bir isveren buyrugunun – normal sartlar içinde –
uygun bulundugu söylenemez. Mevzuattaki hükümlere ters
düsmeyecek bir düzenleme ile çesitli isçi gruplari
( kadin isçiler, genç-çocuk isçiler, yasli
isçiler ) için farkli mesai kaideleri konulmasi da mümkün
olsa gerektir.[7]
b. Denklestirme
aa. Genel Olarak
1475 sayili Kanun döneminde haftalik çalisma süresinin
isgünlerine esit dagitilmasinin emredici bir biçimde hükme
baglanmis olmasi, çalisma hayatinin ihtiyaçlarina uygun
bulunmamasi nedeniyle is hukuku ögretisinde elestiriliyordu. Is Kanununun
63. maddesinin 2. fikrasinda, 1. fikrada yer alan kuralin bir istisnasi
olarak çalisma sürelerinin esneklestirilmesi konusunda Avrupa
Birliginin 93 / 104 sayili yönergesine uygun bir hüküm
getirilmistir. Adi geçen fikra uyarinca “Taraflarin anlasmasi
ile haftalik normal çalisma süresi, isyerlerinde haftanin
çalisilan günlerine, günde 11 saati asmamak sarti ile
farkli sekilde dagitilabilir. Bu halde, iki aylik süre içinde
isçinin haftalik ortalama çalisma süresi, normal haftalik
çalisma süresini asamaz. Denklestirme süresi toplu is
sözlesmeleri ile dört aya kadar artirilabilir”. Çalisma
Süreleri Yönetmeliginin 5. maddesinin 1.fikrasina göre
de “Bu halde yogunlastirilmis is haftasi veya haftalarindan sonraki
dönemde isçinin daha az sürelerle çalistirilmasi
suretiyle, toplam çalisma süresi çalisilmasi gereken
toplam normal süreyi geçmeyecek sekilde denklestirilir”.[8]
Is Kanununda öngörülen ve denklestirme
imkani getiren bu düzenleme ile çalisma sürelerinin degisik
yönlerden esneklestirilmesi yoluna gidilmistir.Her seyden önce,
haftalik çalisma süresinin is günlerine esit olarak bölünmesi
zorunlulugu kaldirilmis, taraflarin anlasmasi ile haftanin is günlerinde
farkli çalisma sürelerinin öngörülmesi mümkün
hale gelmistir. Bunun gibi, yeni düzenlemeyle yogunlastirilmis is
haftasi uygulanabilecek, ortalama olarak haftalik çalisma süresinin
( 45 saat ) asilmamasi sartiyla bazi haftalarda haftalik çalisma
süresinin üzerine çikilabilecektir.[9] Ayni sekilde bu
durumda, haftalik çalisma süresinin yani 45 saatin asildigi
haftalarda, bu süreyi asan çalismalar fazla çalisma
sayilmayacaktir ( Is K. 41 / 1 ). Nitekim, Yargitay 9. Hukuk Dairesinin
yeni sayilabilecek bir kararinda “4857 sayili Is Kanununun 63. maddesince
ilke olarak çalisma süresi haftada en çok 45 saat olarak
belirtilmis, devaminda taraflarin anlasmasi ile haftalik normal çalisma
süresi isyerlerinde haftanin çalisilan günlerine, günde
11 saati asmamak sarti ile farkli sekilde dagitilabilecegi ifade edilmistir.
Ayni Kanunun 41. maddesine göre fazla çalisma,
Kanunda yazili sartlar çerçevesinde haftalik 45 saati asan
çalismalardir. 63.madde hükmüne göre denklestirme
esasinin uygulandigi hallerde, isçinin haftalik çalisma
süresi, normal haftalik is süresini asmamak sarti ile bazi haftalarda
toplam 45 saati assa dahi bu çalismalar fazla çalisma sayilmaz.
Davaci isçi, yaninda diger bir isçi ile
nöbet tutmaktadir. Normal olarak günlük 24 saat çalismanin
12 saatinde bir isçi, kalan sürede diger isçinin çalistigi
varsayilir. Çalisilan bu süre içerisinde bir saatin
zorunlu yemek ve diger ihtiyaçlar için harcandigi göz
önüne alindiginda davaci isçinin günlük çalisma
süresi 11saati asmaz. Haftada çalisilan süre 33 saat
eder. Gerek 1475 sayili gerek 4857 sayili Kanun döneminde haftalik
çalisma süresi 45 saat kabul edildiginden davaci isçinin1475
sayili Kanun döneminde fazla çalisma ücreti ödenmez.
Davaci isçinin, 4857 sayili Kanun dönemindeki
çalismasi için örtülü bir denklestirme söz
konusu olur. Çünkü anilan dönemde davci isçinin
günde 11 saati asan çalismasi bulunmamaktadir. 3 gün
çalistigindan kalan 6 gün için 4857 sayili Kanunun
63. maddesi geregince denklestirmenin varligi kabul edilir. Mahkemece
yukarida belirtilen usul ve hesaplamalara dayanmayan karari hatali olup
bozmayi gerektirmistir” denilmistir[10].
Yogunlastirilmis çalisma haftasini isveren, yönetim
hakkina dayanarak, tek yanli uygulayamaz; bu konuda taraflarin anlasmasi,
yani isçinin onay vermesi sarttir. Isçi, yogunlastirilmis
is haftasi uygulamasina onayini, daha is sözlesmesi yapilirken sözlesmede
yer alacak bir hükümle baslangiçta da verebilir. Toplu
is sözlesmesi kapsamindaki isyerlerinde, isverene, yogunlastirilmis
is haftasi uygulama yetkisi toplu is sözlesmesi ile de taninabilir.
Toplu is sözlesmesinin normatif nitelikteki bu hükmü o
sözlesme kapsamindaki isçileri baglayacagi gibi, bu hüküm
ayni zamanda “isyerinin çalisma düzenine iliskin hüküm”
niteliginde de oldugundan, Sendikalar Kanununun 31. maddesinin 3 ve 4.
fikralari uyarinca,o isyerinde çalisan ancak toplu is sözlesmesi
ile bagli olmayan isçiler de isverenin toplu is sözlesmesi
hükmüne dayanarak yogunlastirilmis is haftasi uygulanmasi yönündeki
talimatina uymakla yükümlüdürler.[11]
bb. Denklestirme Uygulamasina Iliskin Anlasmanin Biçimi ve Kapsami
Anlasmanin biçimi konusunda , Kanunda herhangi bir hüküm
bulunmamaktadir.Bu nedenle, taraflarin anlasmalari yazili ya da sözlü
olacaktir. Ancak, bazi durumlarda, taraflar çalisma süresinin
isgünlerine paylastirilmasi konusunda açik bir düzenleme
yapmamis olabilirler. Bu durumda, taraflarin hangi konuda anlastiklarinin
tespiti problemi ortaya çikabilir. Bu konuda, açik bir kararlastirma
olmamasi halinde, taraflarin Kanundaki süre ve düzenleme üzerinden
anlastiklari sonucu çikabilecegi gibi, isçinin çalismaya
baslamasi ile o isyerindeki yerlesik düzeni kabul ettigi, taraflarin
bu konuda anlastiklari sonucuna da varilabilir. Bu durumda, isçi
ile isveren o isyerindeki çalisma düzeni konusunda anlasmis
sayilmalari daha isabetli olacaktir.[12]
Öte yandan, haftalik çalisma süresi
esit olmayan sekilde is günlerine bölünürken günlük
çalisma süresi hiçbir sekilde 11 saati asamaz ( Is
K. 63 / 2 ). Bu süre mutlak azami süre olarak anlasilmalidir.
Bu nedenle 11 saatin üzerinde ayrica fazla çalisma yaptirilmasi
mümkün degildir.[13] Nitekim, Çalisma Süreleri Yönetmeliginin
4.maddesinin 3.fikrasinda“Günlük çalisma süresi
her ne sekilde olursa olsun 11 saati asamaz” denilmek suretiyle
bu husus açikça belirtilmistir.
Is Kanununa göre haftalik çalisma süresi
ortalamasi 45 saati asmamak üzere, çalisma sürelerinin
haftanin çalisilan günlerine farkli sekilde dagitilabilmesi,
diger deyimle denklestirme süresi 2 aydir. Ancak denklestirme süresi
toplu is sözlesmeleri ile 4 aya kadar artirilabilir ( Is K. 63 /
2 ).
Kanunda sözü edilen 2 ya da 4 aylik denklestirme
süresi yogunlastirilmis is haftasinin uygulandigi ilk günden
baslayarak ayni güne rastlayan 2 ya da 4 ay sonraki süre olarak
anlasilmalidir.[14]
Denklestirme dönemi, isyerinin tümünde
ya da bir bölümünde uygulanabilecegi gibi, sadece tek bir
isçi için de uygulanabilir.[15] Zira, denklestirme süresi
ile güdülen amaç, isverenin ihtiyaç duydugu isgücünün,
Kanunun çizdigi sinirlar çerçevesinde daha esnek
bir sekilde kullanilabilmesidir. Bu ihtiyacin, ayni anda tüm isçiler
ortaya çikmasi ise her zaman gerekli degildir.[16]
Öte yandan, Çalisma Süreleri Yönetmeliginin
5. maddesinin son fikrasina göre, denklestirme dönemi içinde
günlük ve haftalik çalisma süreleri ile denklestirme
süresi uygulamasinin baslangiç ve bitis tarihleri isverence
belirlenmelidir. Konu ile ilgili olarak Nursen Caniklioglu da “Denklestirmenin
isyerinde yaratabilecegi belirsizligi ortadan kaldirmak için, bize
göre de isabetli olarak, bu sürenin baslangiç ve bitisinin
belirlenmesi esasi öngörülmüstür. Bizce, Yönetmelikte,
bu belirlemenin isyerinde ilan edilmesine iliskin bir hükmün
de yer almasi yararli olurdu, ” görüsünü ileri
sürmüstür.[17]
Yogunlastirilmis is haftalari denklestirme süresinin
herhangi bir döneminde mesela basinda veya sonunda yer alabilir.[18]
cc. Denklestirme Döneminde Haftalik Çalisma Süresinin
Hesaplanmasi
Belirtmek gerekir ki, Kanun, denklestirme döneminin azami sinirini
belirlemis olup, alt sinir bakimindan bir süre getirmemistir. Bunun
sonucu olarak, taraflar 2 aylik sürenin altinda bir denklestirme
dönemi öngörebilirler. Mesela, haftalik normal çalisma
süresi 45 saat olan bir isyerinde, 2 hafta 50 saatlik yogunlastirilmis
is haftasi uygulanmis ise, normal çalisma süresini asan 10
saatlik süre için, daha sonraki 2 hafta içinde isçiler
haftada 40 saat çalistirilmak veya daha sonraki 6 hafta içinde
isçilere ücretlerinde bir kesinti yapilmaksizin 10 saat izin
verilmek suretiyle haftalik ortalama çalisma süresi 45 saati
asmamis olur.Belirtelim ki, burada isçilere verilen 10 saatlik
izin, Is Kanununun 41. maddesinin 4. fikrasinda hüküm altina
alinan fazla çalisma ve fazla sürelerle çalisma yapan
isçiye her fazla çalisma saati için verilen artirimli
serbest zaman degildir. Bu nedenle, buradaki izin süreleri artirimli
olmadigi gibi, 41.maddenin 5.fikrasinda düzenlendigi sekilde 6 ay
zarfinda degil, denklestirme süresi içinde kullanilmasi gerekir[19].
Ayni sekilde, bir isçinin 4 hafta boyunca haftada
6 gün çalisilan bir isyerinde, günde 10 saat çalistigini
düsünelim. Bu isçi, 4 hafta sonunda: 4 x (6 x 10 ) =
240 saat çalismis olur. Kararlastirilan denklestirme süresini
de 2 ay farz edelim. 2 ay boyunca normal haftalik çalisma süresi:
8 x 45 = 360 saat olur. Geriye çalisilmasi gereken 360 –
240 = 120 saat kalmistir. Denklestirilecek süre ise – geriye
kalan- 4 haftadir. Bu da, 4 x 6 = 24 çalisma günü eder.
Bu isçinin, her gün 120 : 24 = 5 saat çalisip diger
zamanlarini dinlenerek geçirme hakki oldugu gibi, günlük
normal çalisma sürelerine uyarak, 120 : 7, 5 ( 45 : 6 = 7,
5 ) = 16 gün çalisip 24 – 16 = 8 gün dinlenme hakki
da vardir.
Denklestirme esasi geregince isçiye taninan bos
zaman, daha önce çalisilmis sürenin karsiligi oldugu
için, bu süre isçinin kideminden sayilacaktir[20].
Yogunlastirilmis is haftasi ile azaltilmis is haftalarinin
ya da isçiler taninacak bos zamanin denklestirme dönemine
dagitilmasi konusunda Kanunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadir.
Dolayisiyla, bu durum tamamen ihtiyaca göre belirlenecektir. Denklestirme
döneminin baslangicinda yogunlastirilmis is haftalarinin, ardindan
da azaltilmis is haftasi ya da haftalarinin gelmesi ilk bakista daha ihtiyaca
uygun görünmekteyse de, böyle bir zorunluluk bulunmamaktadir.
Isyerinin özelliklerine göre önce bos zaman verilmesi,
ardindan da yogunlastirilmis is haftalarinin uygulanmasi mümkündür[21].
Bu konuda ki yetkinin de isverende oldugunu kabul etmek gerekir.Gerçekten
isveren, denklestirme uygulamak için isçinin onayini almak
zorundadir, ancak bu onayi aldiktan sonra, çalisma düzenini,
Kanunun belirledigi sinirlar içinde istedigi gibi kurma imkanina
sahiptir. Varilan bu sonucun isçi bakimindan olumsuzluk tasiyacagindan
da söz edilemez. Zira, bos zamanin denklestirme döneminin basinda
veya sonunda verilmis olmasi isçinin sagliginin korunmasi bakimindan
da herhangi bir önemi bulunmamaktadir. Ancak bu konuda dikkat edilmesi
gereken husus, isverenin bu dönem için yogunlastirilmis haftalari
dönemin sonuna, diger dönemde ise basina koyarak, dolayli olarak
2 aylik denklestirme dönemini 4 aya çikarmasinin kabul edilemeyecegidir.
Bizce böyle bir uygulama Kanunun düzenlenmesini dolanmak olacaktir[22].
Isverenin denklestirme dönemi uygulayabilmesi için
bu hususu bölge çalisma müdürlügüne ya
da sendikaya bildirmesi konusunda herhangi bir yükümlülügü
bulunmamaktadir[23].
dd. Denklestirme Döneminin Ödenmesi Gereken Ücrete Etkisi
Bu konuda Nursen Caniklioglu, görüslerini su sekilde ifade etmistir:
“Belirtelim ki, kararlastirilan ücretin maktu ücret olmasi
halinde uygulamada herhangi bir problem çikmayacaktir. Bu durumda,
maktu ücret, haftalik çalisma süresinin üzerinde
çalisilan dönemde oldugu gibi, haftalik çalisma süresinin
altinda çalisilan dönemde de ayni sekilde ödenmeye devam
edecektir. Buna karsilik, ücretin belirli bir meblag olarak degil
de, saat ücreti üzerinden kararlastirilmasi halinde isçiye
ödenmesi gereken ücretin tespitinde zorluklarla karsilasmak
mümkündür. Bizce bu durumda, isçinin o hafta fiilen
ne kadar çalistigi dikkate alinmaksizin, normal haftalik çalisma
süresinin, kararlastirilan saat ücreti ile çarpimi sonucu
bulunacak miktarin isçiye ödenmesi, ayni sekilde, azaltilmis
çalisma haftasi için de ayni islemin yapilmasi gerekir.
Ancak, denklestirme döneminde isçinin çalisma süresinin
normal çalisma süresini asmasi halinde, artik fazla saatlerle
çalismaya iliskin esaslar da dikkate alinarak hesap yapilmali ve
isçiye buna göre ücret ödenmelidir[24]”. Konu
ile ilgili olarak Yargitay Hukuk Genel Kurulu, bir kararinda: “Dosya
kapsamina göre, davacinin davali sirkete ait radyolink istasyonunda
isyerinin meskun mahal disinda bulunmasi ve ulasim zorlugu gibi zorunlu
nedenler dolayisiyla bazi haftalarda 3 gün, bazi haftalarda ise 4
gün is yerinde kalarak çalistigi, haftanin diger günlerinde
ise evinde istirahat ettigi anlasilmaktadir.
4857 sayili Is Kanununun 63. maddesince ilke olarak çalisma
süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmistir. Ancak
taraflarin anlasmasi ile haftalik normal çalisma süresi isyerlerinde
haftanin çalisilan günlerine, günde 11 saati asmamak
sarti ile farkli sekilde dagitilabilecegi ilkesi benimsenmistir.
Radyolink istasyonlarinda yapilan çalismanin niteligi,
yapilan isin ve isyerinin özelligine göre bu tür çalisanlarin
uyku vesair zorunlu ihtiyaçlarini karsilamak için geçen
zaman disinda günde 14 saat çalisilabilecegi Hukuk Genel Kurulunun
5.4.2006 gün 2006 / 9 – 107 Esas, 2006 / 144 Karar sayili bozma
kararinda oldugu gibi somut olayda da benimsenmistir.
4857 sayili Kanun döneminde; günlük 11
saati asan çalismalari ile haftalik 45 saatten fazla çalismalar
“fazla çalisma” olarak kabul edildiginden, haftada
3 gün çalisilan haftalarda 11 saati asan günlük
3 saat, haftalik 9 saat çalismanin; haftada 4 gün çalisildiginda
ise günlük 3, haftalik 12 saat çalismanin fazla çalisma
olarak kabulü gerekir.
Bu durumda, fazla mesai sayilan çalismalar disindaki
çalisma süresi; haftada 3 gün çalisildiginda günlük
11 saatten haftada 33 saati bulacagi; haftada 4 gün çalisildiginda
ise günlük 11 saatten haftalik 44 saate ulasacagindan ve haftalik
45 saati asmadigindan denklestirmeden söz edilemez”[25].
Isçinin is sözlesmesinin denklestirme dönemi
sona ermeden feshedilmesi ya da belirli süreli is sözlesmesinin
bu süre içinde sona ermesi halinde, yogunlastirilmis çalisma
haftalarinda yaptigi çalismalarinin ücretinin isçiye
hangi esasa göre ödenecegi meselesi ortaya çikabilecektir.
Gerçekten, bu konuda akla gelebilecek iki ihtimal bulunmaktadir.
Birinci ihtimale göre, bu durumda isçinin daha önceki
haftalardaki çalismasi fazla çalisma ya da fazla saatlerle
çalisma esaslarina göre ödenmelidir. Yani, isçi
haftalik 45 saatlik süreyi asan çalismasi karsiliginda fazla
çalisma ücretine hak kazanacaktir[26].
ee. Haftalik Is Günlerine Bölünemeyen Islerde Denklestirme
Yapilmasi
Karayollarinda, demiryollarinda, deniz, göl ve akarsularda yapilan
tasimacilik islerinde oldugu gibi, kimi zaman haftalik 45 saatlik çalisma
süresini, isgünlerine esit olarak bölebilmek mümkün
degildir. Nitelikleri geregi günlük ve haftalik çalisma
sürelerinin 63. maddede öngörüldügü sekilde
uygulanmasi mümkün olmayan is ve isyerlerinde çalisma
sürelerinin günlük kanuni çalisma süresini
asmayacak sekilde ve en çok alti aya kadar denklestirme süresi
taninarak uygulanmasini saglayacak usuller Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanliginca hazirlanan “Haftalik Is Günlerine Bölünemeyen
Çalisma Süreleri Yönetmeligi”nde düzenlenmistir
( Is K. 76 / 1 ).
Yönetmelige göre, Yönetmelik kapsamina
giren islerin yürütülecegi çalisma dönemi,
isin niteligine göre, en çok alti ayi geçmemek üzere,
isveren tarafindan belirlenir ( m. 4 ). Normal olarak denklestirme uygulanabilmesi
için, isçinin onayinin alinmasi gerekirken, bu gibi islerde
isçinin rizasinin alinmasi gerekmemektedir. Denklestirme uygulamasi
isin niteliginden kaynaklandigi için, bu konudaki yetki isverende
bulunmaktadir. Ayrica, iki aylik denklestirme dönemi bu islerde alti
aylik bir dönemi kapsayacak sekilde genisletilmis bulunmaktadir.Alti
aylik dönem azami bir dönemi ifade etmekte olup, isveren isterse
daha kisa dönemleri esas alarak da denklestirme uygulayabilir. Ayrica,
normal denklestirme dönemine iliskin düzenlemeden farkli olarak,
bu sürenin belirtilen islerde toplu is sözlesmesi ile daha da
uzatilmasi imkani bulunmamaktadir[27].
III. DEGERLENDIRME ve SONUÇ
Her alanda oldugu gibi, hukukta da kati kurallar, fertlerin dinamiklerini
tam anlamiyla kullanmalarina engel teskil etmektedir.. Bu alan, Is Hukuku
gibi neredeyse her aileden bir ferdin iliskili oldugu bir alansa bu engelin
hacmi daha da büyük olmaktadir. 1475 sayili Kanun döneminde,
haftalik normal çalisma süresinin çalisilan günlere
esit olarak bölünmesi, mutlak bir kural olarak vazedildigi için
isverenler zor durumda kalmaktaydilar. Ancak, zaman zaman isverenler kanuna
karsi hile yoluna basvurarak isçileri haftalik 45 saatin üstünde
çalistiriyorlar, sonraki haftalarda ise isçilerini fazla
çalisilan süreler oraninda dinlendiriyorlardi.
4857 sayili Kanun, bu de facto durumu bir anlamda bir
hukuk kurali haline getirmis ve Is Hukuku literatürüne “denklestirme”
kurumunu dahil etmistir. Ayrintili olarak sunmaya çalistigimiz
gibi, denklestirme kurumu, uygulamadaki bir takim aksakliklarina ragmen
isçi ile isvereni arasinda ortak bir menfaat alani olusturmustur.
Fazla Saatlerle Çalismanin Serbest Zaman Olarak
Uygulanmasi
Sali, 09 Eylül 2008
I. GIRIS
Fazla çalisma, kanunda yazili kosullar çerçevesinde,
haftalik kirkbes saati asan çalismalar olarak belirlenmistir. Haftalik
çalisma süresinin sözlesmelerle kirkbes saatin altinda
belirlendigi durumlarda 4857 sayili Is Kanunun 63. maddesinde belirtilen
esaslar çerçevesinde uygulanan haftalik çalisma süresini
asan ve kirkbes saate kadar yapilan çalismalar ise fazla sürelerle
çalisma olarak belirlenmistir. Fazla sürelerle çalisma
karsiligi serbest zamanin kullanilma sekli fazla çalismalarda oldugu
gibidir. Fazla çalisma veya fazla sürelerle çalisma
yapan isçi isterse, bu çalismalar karsiligi zamli ücret
yerine, alti ay içinde serbest zaman olarak kullanabilme hakki
söz konusudur.
1475 sayili Is Kanununda yer almayan bu düzenleme
4857 sayili Is Kanunu ile getirilen önemli bir yeniliktir. 4857 sayili
Is Kanunun hazirlanmasi sirasinda, bu düzenleme TÜRK –
IS tarafindan, uygulamada isveren tarafindan fazla mesai ücreti yerine
kaim kilinacak sekle dönüstürülebilecegi ve hesaplanmasinda
zorluk ve uyusmazliklara neden olabilecegi gerekçeleriyle elestirilmistir.
Böyle bir düzenlemenin hangi gereksinimden kaynaklandigi anlasilamadigi
ve çalisma karsiligi ücret sisteminin korunmasina özen
gösterilmesi gerektigi, çesitli uygulamalarla bu kuralin zayiflatilmasini
dogru bulmadiklarini ifade etmislerdir. TISK ise, bu düzenlemeyi
isabetli buldugunu ancak 1 saatlik fazla çalismanin karsiliginin
1 saatlik serbest zaman olmasi gerektigini ifade etmistir.
Bu çalismamizin amaci, 4857 sayili Is Kanununun 41. maddesinin
4. ve 5. fikralari ile Is Kanunu’na Iliskin Fazla Çalisma
ve Fazla Sürelerle Çalisma Yönetmeligi’nin 6. maddesinde
düzenlenen fazla saatlerle çalisma karsiliginin serbest zaman
olarak kullanilmasi incelemektir.
II. GENEL OLARAK
4857 sayili Is Kanununda getirilen en önemli yeniliklerden biri de,
fazla saatlerle çalisma yapan isçiye fazla saatlerle çalisma
ücretinin yerine serbest zaman kullanma hakkinin taninmasidir. 1475
sayili Is Kanununda isçinin çalisma ücretini talep
yerine, bu hakkini serbest zaman olarak kullanabilmesi öngörülmemisti.
Bu olanak sadece fazla saatlerle çalismaya özgü bir düzenlemedir.
Zorunlu nedenlerle yapilan fazla saatlerle çalisma ya da olaganüstü
fazla çalismada serbest zaman verilmesi Kanunda düzenlenmemistir.
Zorunlu ve olaganüstü hallerde yapilan fazla çalismalarin
karsiligini düzenleyen 4857 sayili Is Kanununun m.42/2 ve m.43/2
hükümleri, kanunun sadece 41. maddesinin birinci, ikinci ve
üçüncü fikralarina yollama yapmaktadir. Bu fikralarda
ise, fazla saatlerle yapilan çalismanin sadece ücret olarak
karsiligi düzenlenmistir. Bu nedenle, Yönetmeligin serbest zamani
düzenleyen 6. maddesini, zorunlu nedenlerle veya olaganüstü
hallerde yapilan fazla saatlerle çalismalari kapsamayacak sekilde
uygulamak gerekir. Akyigit, böyle bir ayirimin mantikli bir gerekçesi
bulunmadigi bu nedenle diger tür fazla çalismalarda da serbest
zamanin uygulanabilecegini belirtmektedir. Soyer ise, kanun koyucunun
bu nedenlerle ortaya çikan fazla saatlerle çalismalarda
serbest zaman olanagini öngörmemis bulunmasinin mantikli ve
tutarli bir gerekçesi olmadigini ifade etmektedir.
4857 sayili Is Kanununun 41. maddesinin 4. ve 5. fikralari ile Is Kanunu’na
Iliskin Fazla Çalisma ve Fazla Sürelerle Çalisma Yönetmeligi’nin
6. maddesinde fazla saatlerle çalisma karsiliginin serbest zaman
olarak kullanilmasi düzenlenmistir. Fazla çalisma veya fazla
sürelerle çalisma yapan isçi isterse, bu çalismalar
karsiligi zamli ücret yerine, fazla çalistigi her saat karsiliginda
bir saat 30 dakikayi, fazla sürelerle çalistigi her saat karsiliginda
bir saat 15 dakikayi serbest zaman olarak kullanabilir (m.41/IV). Isçi
hak ettigi serbest zamani alti ay zarfinda, çalisma süreleri
içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanir (m.41/V).
Bu esnek düzenleme ile 1475 sayili Is Kanunu döneminde uygulamada
ortaya çikan ve fazla çalisma karsiligini sadece zamli ücrete
baglayan kati kurala ragmen Yargitayca ilke olarak kabul edilen bir ihtiyaç
giderilmis olmaktadir.
Benzer yöndeki düzenlemelere, Isviçre mevzuatinda da
yer verilmistir. Isviçre Is Kanununun 13. maddesinin 2. fikrasinda,
fazla çalisma yapan isçinin riza göstermesi halinde,
fazla çalismanin, uygun bir zaman dilimi içinde ayni uzunlukta
bir serbest zamanla telafi edilebilecegi belirtilmektedir. Bu kanuna dayanilarak
çikarilan tüzügün 450. maddesinin ikinci bendinde
ise, taraflarca daha uzun bir dönem kararlastirilmadigi takdirde,
serbest zamanin, en çok 14 haftalik bir zaman dilimi içinde
kullandirilacagi öngörülmektedir.
III. SERBEST ZAMAN KULLANMA
A. Serbest Zaman
Süresi Serbest zaman karsiligi olarak Kanunda öngörülen
süreler asgari olup, bu süreler is sözlesmesi ya da toplu
is sözlesmesi ile artirilabilir. Fazla saatlerle çalisma karsiliginda
saglanacak bos zamanin sözlesmelerle kisaltilmasina imkân yoktur.
Taraflarin fazla çalismaya iliskin daha yüksek bir ücret
orani kararlastirmalari halinde, bunun fazla saatlerle çalisma
karsiliginda isçiye verilecek serbest zamani da otomatik olarak
arttirdigi sonucuna varilamaz. Serbest zaman kanunda ayrica düzenlendigi
için, serbest zaman için kullanilacak süre de artirilmak
isteniyorsa bu açikça belirtilmelidir. Hiç süphesiz,
sadece zamli ücretin degil, genel olarak fazla saatlerle çalisma
“karsiliginin” belli bir oranda artirildigini öngören
herhangi bir düzenleme, isçiye o oranda artirilmis serbest
zamani talep hakki da saglar. Buna karsilik Eyrenci ve Akyigit’in
savundugu baska bir görüse göre, fazla sürelerle çalisma
karsiligi ücretin artirilmasi halinde, isçiye verilmesi gereken
serbest zaman da artirilmalidir.
B. Serbest Zaman Kullanma Talebi
Kanuna göre, fazla çalismanin veya fazla
sürelerle çalismanin bos zamanla karsilanmasi, ancak, isçinin
istegi halinde söz konusu olabilecek bir uygulamadir. Isverenin tek
basina zamli ücret yerine bos zaman saglama yoluna gitmesi mümkün
degildir. Fazla çalismanin ücret mi yoksa serbest zaman olarak
mi kullanilacagina karar verecek isçidir. Kanunda, bu husus “isçi
isterse” denilmek suretiyle açikliga kavusturulmustur. Kiliçoglu
da, isverenin herhangi bir seçenek için isçiyi zorlayamayacagini
ifade etmek suretiyle ayni görüsü savunmaktadir. Çil’de
bu konuda tercih hakkinin tamamen isçiye verildigi ve isverenin
isçiyi serbest zaman kullanmaya zorlamasinin düsünülemeyecegini
ifade etmek suretiyle ayni yönde görüs ortaya koymaktadir.
Sakar’a göre bu düzenleme ile isverenler isçileri
is oldugunda, fazla çalisma ücreti ödemeden, günde
11 saate kadar çalistirabilecekler; buna karsilik, is olmadigi
zaman “git evde dinlen” diyebileceklerdir. Yazar, bu düzenlemeleri
güçsüzleri güçlüler karsisinda koruyamayacagi,
sosyal adaleti ve dengeli bir gelir dagilimini ve Anayasa’nin 5.
maddesinde devlete verilen görevlerin yerine getirilmesini saglayamayacagi;
sosyal devlet ilkesi dolayisiyla Anayasa’nin 2. ve 5. maddelerine
aykiri oldugu gerekçeleriyle elestirmektedir.
Bunun sonucu olarak, isçinin zamli ücret yerine, serbest zaman
istemesi halinde isveren bunu kabul etmek zorundadir. Isçinin bu
yöndeki yazili istegi halinde isveren isçinin serbest zaman
kullanma istegini reddedemez. Isveren kendi karari ile fazla çalisma
ücreti ödemek yerine bos zaman saglama yoluna gidemez. Isçinin
bu yöndeki talebini ne zamana kadar isverene yöneltmesi gerektigi
konusunda kanunda hüküm bulunmamaktadir. Ancak, isverenin fazla
saatlerle çalisma ücretini normal ücretleri ile birlikte
ödemek zorunda olmasi karsisinda, isçinin en geç ücret
ödeme döneminden önce yazili olarak serbest zaman talebinde
bulunmasi gerekir. Isçinin talebinin isverene yazili olarak yapilmasi
gerekir.
1475 sayili Is Kanunu döneminde, fazla çalisma ücretine
iliskin düzenlemenin emredici niteligi nedeniyle taraflar fazla çalismayi
ücret olarak ödemek zorundaydilar. Buna karsilik Yargitay toplu
is sözlesmesi ile bunun aksinin kararlastirilmasini kabul etmisti.
Yargitay, bir uyusmazlikta, isyerinde uygulanan toplu is sözlesmesinde
yer alan “bu madde hükümlerine göre isçilere
yaptirilacak fazla çalismalar isçinin muvafakati olmaksizin
izinle takas edilemez.” seklindeki hükmün geçerli
oldugu sonucuna ulasmisti. Yargitay, bir baska kararinda, toplu is sözlesmesinde,
fazla çalisma ücretinin serbest zaman olarak kullanilmasini
açikça engelleyen bir hüküm yer aldigi için
serbest zaman kararlastirmasini kabul etmemistir. Buna karsilik, Yargitay
bireysel is sözlesmesi ile böyle bir kararlastirma yapilmasini
mümkün görmemekteydi.
Isçinin yaptigi fazla sürelerle çalismalari tip sözlesmede
veya iç yönetmelikte yer alan bir hükme dayanarak serbest
zamanla karsilamak mümkün degildir. Çünkü çalisma
yasaminda asil olan isçiye fazla çalisma karsiliginda zamli
ücret ödenmesidir. Bu çalismalarin bos zamanla karsilanmasi,
isçi tarafindan istisnai olarak tercih edilebilecek bir yoldur.
Bu nedenle söz konusu uygulama, isçinin bu konuda önceden
vermis oldugu bir riza ile degil, her bir fazla çalisma için
serbest zaman talebi mevcut oldugu takdirde mesru sayilabilir. Fazla çalismanin
bos zamanla karsilanacagina iliskin toplu is sözlesmesi hükümlerinin
de isçi için baglayici olmadigi sonucuna varilmalidir. Fazla
çalismanin serbest zamanla karsilanmasi, toplu is sözlesmesi
erkinin sinirlari disinda kalan, bireysel alana iliskin bir konudur ve
uygulanabilmesi için isçinin istegine baglidir. Yönetmeligin
6. maddesinin 1. fikrasinda yer alan “Fazla çalisma ve fazla
sürelerle çalisma yapan isçi, isterse isverene yazili
olarak basvurmak kosuluyla, bu çalismalar karsiligi zamli ücret
yerine, fazla çalistigi her saat karsiliginda bir saat 30 dakikayi,
fazla sürelerle çalistigi her saat karsiliginda bir saat 15
dakikayi serbest zaman olarak kullanabilir.” hükmü de
bu görüsü dogrulayici niteliktedir.
Yönetmeligin 6. maddesinin 2. fikrasinda yer alan ve serbest zamanin
araliksiz kullanilacagini öngören düzenleme, yillik ücretli
izinlerin bile taraflarin anlasmasiyla bir bölümü on günden
az olmamak üzere üçe bölünebilmesini mümkün
kilan kanunun (m.56 f.3) esneklik konusundaki temel egilimiyle bagdasmadigi
gibi, isçinin menfaatlerini de her zaman tatmin edecek nitelikte
degildir. Çünkü isçi, alti aylik dönem içinde
bos zamana kisisel ya da ailevi nedenlerle pekala farkli zamanlarda ihtiyaç
duyabilir.
C. Serbest Zamani Kullanma Ani
Isçi, serbest zamani alti ay içinde kullanmak
zorundadir (m.41/4). Alti ayin baslangici, fazla çalismanin yapildigi
tarihtir, yoksa isçinin bu konuda talepte bulundugu tarih degildir.
Akyigit, bu konuda fazla çalisma ücretinin ödenmesi gereken
tarihten itibaren baslamasinin daha isabetli olacagi görüsündedir.
Denklestirme dönemi uygulanan isyerlerinde ise, fazla saatlerle çalisma
tarihini, denklestirme döneminin sonu olarak kabul etmek gerekir.
Çünkü ancak bu tarihlerde serbest zamanin uzunlugunu
belirleyecek fazla saatlerle çalisma tutari ortaya çikacaktir.
Bos zaman saglanmasiyla ilgili alti aylik sürenin sözlesmelerle
uzatilamayacagini fakat kisaltilabilecegini kabul etmek, isçinin
daha kisa süre içinde dinlenme olanagina kavusmasini saglayacagi
için yanlis olmaz.
Serbest zamanin kullanilacagi süreyi belirleme yetkisi isverendedir.
Bu hususun, yönetmeligin 6. maddesinin 2. fikrasinda açikliga
kavusturulmasi isabetli olmustur. Bu hükümle alti ay içinde
serbest zamanin kullanilacagi tarihi belirleme yetkisi yönetim hakki
çerçevesinde isverene birakilmis, isyeri gerekleri ve isin
aksatilmamasi düsüncesi isçinin ihtiyaçlarina
üstün tutulmustur. Yönetmeligin yayinlanmasindan önce
Eyrenci ve Çil tarafindan ileri sürülen görüse
göre, Is Kanunu m.41/5 düzenlemesi, hak ettigi serbest zamani
ne zaman ve nasil kullanacagini kural olarak isçinin kendisinin
belirleyecegi seklindedir. Ancak kanun koyucunun iradesi bu yönde
olsaydi, tipki süt izninin kullanilacagi zamani belirleme yetkisini
isçiye taniyan m.74/son hükmü gibi, bunu açikça
düzenleme yoluna giderdi. Isveren, bu konudaki yönetim hakkini
kullanirken gözetim borcunun gereklerine de uygun davranmalidir.
Fakat herhalde, alti aylik süreye rastlayan fakat isyerindeki faaliyetinin
mutaden yogun oldugu örnegin iki aylik bir dönem içinde
serbest zaman kullandirilmayacagi kararlastirilabilir. Böyle bir
hükme iç yönetmelikte, tip sözlesmede ya da toplu
is sözlesmesinde de yer verilebilir.
Burada bir ince konu günün çalisma saatlerinin hangi
zaman diliminde isçinin serbest zaman kullanacagidir. Bunu belirleme
yetkisi de isçinindir. Isçinin bu tercihini yapma nedeni
kendisine uygun zamani belirleme serbestîsidir. Isveren baslama
tarihini belirlemede yetki sahibidir. Isverenin bu konuda yönetim
hakki bulunmaktadir. Amaç çalisma düzeninin aksamaya
ugramamasidir.
Isverenin, isçiye, hak kazandigi serbest zamani alti ay içinde
kullandirtmamasinin sonucunun ne olacagi konusunda kanunda herhangi bir
hüküm bulunmamaktadir. Bu sürenin sonunda fazla çalisma
alacaginin ücret alacagina mi dönüsecegi, yoksa isçinin
is mahkemesinde açacagi bir dava ile serbest zaman talebinde mi
bulunacagi konusu üzerinde durulmasi gereken bir konudur. Bu konuda
akla gelebilecek bir diger seçenek de, isçinin bu sürenin
sonunda isterse kendiliginden serbest zamani kullanmasina olanak tanimaktir.
Isçinin kendiliginden isi birakmasina olanak tanimak, Is Hukuku
sisteminde uygun bir çözüm degildir. Gerçekten,
isyerindeki is organizasyonunu ve isin isleyisini bozacak, öngörülenden
çok daha agir sonuçlarin ortaya çikmasina sebebiyet
verecek böyle bir çözüm isabetli olmaz. Isçinin
is mahkemesinde serbest zamani kullanacagi zamana iliskin bir karar almasi
da, islerligi olan bir çözüm degildir. Bu durumda akla
gelebilecek bir diger çözüm, alti ay içinde kullanilamayan
serbest zamanin ücret alacagina dönüseceginin kabulüdür.
Kiliçoglu da, isçinin alti ay içinde serbest zamani
kullanmamasi halinde fazla çalisma ve fazla sürelerle çalisma
ücretini alacagini ifade etmektedir. Bu çözüm de,
fazla çalisma karsiliginin serbest zaman olarak kullanilip kullanmayacagina
isçinin karar verecegine iliskin düzenlemeye aykiri düsmektedir.
Çünkü böylece isveren dolayli olarak isçinin
fazla çalisma karsiliginin ancak ücret olabilecegine karar
vermis olmaktadir.
Serbest zamanin alti ay içinde kullandirilmamasi halinde, alti
aylik süre geçse de isçinin serbest zaman talep hakkinin
devam ettigini, ancak alti aylik süre geçtikten sonra isterse
bunun ücretini de talep edebilecegi sonucuna ulasmak en uygun çözüm
olacaktir. Çünkü isçinin alti ay geçtikten
sonra serbest zamandan yararlanma ihtiyaci sona ermis olabilir.
Isçiye serbest zaman taninmasiyla ilgili olarak mevzuatta açik
çözümü bulunmayan bir baska sorun, is sözlesmesinin
serbest zaman kullandirilmadan önce herhangi bir nedenle sona ermesidir.
Isçi serbest zaman kullanmadan is sözlesmesi sona ermisse,
artik serbest zaman kullanmanin bir amaci olamayacagi için, serbest
zaman kullandirilmasinin fiilen imkânsizlastigi bu durumda isçiye
fazla saatlerle çalisma ücreti ödenmesi gerekir. Bu konuda
is sözlesmesinin hangi nedenle ve kimin tarafindan sona erdigi önem
tasimaz. Sözlesme Is Kanunu m.25/II hükmüne göre isveren
tarafindan hakli nedenle feshedildigi takdirde de isçiye (yillik
ücretli izinle ilgili m.59 hükmünü kiyasen uygulamak
suretiyle) fazla saatlerle çalisma ücreti talep etme imkâni
taninmalidir. Çünkü bu alacak hakki, sözlesmenin
sona erme nedenine degil, isçinin geçmiste yapmis oldugu
fazla çalismalara dayanmaktadir.
Kanuna göre, serbest zamanin, is süresi içinde verilmesi
gerekir (m.41/V). Bu isin dogasi geregidir. Bu sürenin, isçinin
zaten serbestçe kullanacagi bir zamanda verilmesinin bir anlami
olamaz. Yönetmeligin 6. maddesinin 3. fikrasinda “Isçinin
bu kanundan ve sözlesmelerden kaynaklanan tatil ve izin günlerinde
serbest zaman kullandirilamaz.” hükmüyle serbest zaman
kullandirilamayacak zaman dilimi belirtilmektedir. Serbest zaman kullandirilamayacak
olan günlere, çalisilmayan Cumartesi gününün
de dâhil oldugunda süphe yoktur. Öte yandan, is süresi
sadece fiilen çalisilan süreleri degil, çalisilmis
gibi sayilan süreleri de kapsar. Dolayisiyla, isçinin serbest
zamaninin çalisilmis gibi sayilan süreler içinde verilebilecegi
akla gelebilirse de, böyle bir durum, serbest zamanin amacina uymaz.
Örnegin, emzirme iznini kullanmakta olan isçinin serbest zamanini,
emzirme izniyle çakisacak sekilde kullanmasi istenemez.
Serbest zaman talebi bakimindan üzerinde durulmasi gereken bir diger
sorun ise, isçinin yaptigi fazla çalismanin karsiliginin
bir kismini ücret bir kismini da serbest zaman olarak talep edip
edemeyecegidir. Kanunda bunu engelleyen bir düzenleme bulunmadigi
gibi, bu konudaki yetki de tamamen isçidedir. Isçinin o
ay içinde yaptigi fazla çalisma karsiliginin bir kismini,
ihtiyaci duydugu oranda serbest zaman, geri kalan kismini da ücret
olarak talep etmesi esnekligin temel amacina da uygundur.
Isçiye kullandirilan serbest zaman nedeniyle ücretinde bir
indirim yapilmasi mümkün degildir (m.41/V).
IV. SONUÇ
Çalisma sürelerinin kisaltilmasi ve kati kurallara baglanmasi
çabasi günümüzde yerini çalisma sürelerinin
belirlenmesinde taraflara mümkün oldugunca genis bir hareket
serbestîsi tanima düsüncesine birakmistir. 4857 sayili
Is Kanununda da bu yönde düzenlemeler yapilmistir. Bu baglamda,
4857 sayili Is Kanununda 1475 sayili Is Kanunundan farkli olarak fazla
saatlerle çalisma ücreti ödenmeksizin isçilerin
bazi haftalarda normal çalisma süresinin üzerinde çalistirilmalari
mümkün kilinmistir.
4857 sayili Is Kanunundaki esneklesmeye iliskin hükümlerin isletmelere
çok büyük yararlar saglayacagi yönünde yogun
taleplere ragmen bu olanaklar uygulamada isletilememektedir. Bu nedenle,
konuya iliskin olarak Yargitay’a ulasmis çok fazla uyusmazlik
söz konusu olmamistir.
Çalisma sürelerinin esnek olarak belirlenmesi kuralsizliga
kaçilmadan gerçeklestirilmelidir. Aksi takdirde günlük
is sürelerinin asiri derecede yüksek olarak düzenlenmesi,
isçilerin is kazasi ve meslek hastaligina maruz kalmalarina neden
olacaktir. Oysa isçilerin verimli, isletmenin ise ekonomik ve teknolojik
degisimlere uygun bir sekilde çalismasi, Is Hukukunun esneklestirilmesinin
amacidir.
Esnekligin Adi Var Kendi Yok
Çarsamba, 06 Agustos 2008
Günümüzde çalisma sürelerinde esneklik düzenlemeleri,
isletmelerin ve ulusal ekonomilerin rekabet edebilirligini artirmak için
kullanilmakta ve issizlikle mücadelenin en önemli araci olarak
degerlendirilmektedir.
Dünyada ve AB'de yasanan gelismeler karsisinda Türk çalisma
mevzuatinin da çagdaslastirilmasi ve günümüz ihtiyaçlarina
uygun hale getirilmesi gündeme gelmis ve 4857 sayili Is Kanunu 10
Haziran 2003 tarihinde yürürlüge girmistir.
Haziran ayinda 5. yilini tamamlayan 4857 sayili Is Kanunu,
uluslararasi çalisma normlarina uyumlu bir çalisma mevzuatinin
olusmasinda ilk adimi atarak çalisma sürelerinde esneklik
ile ilgili hükümleri mevzuatimizda ilk kez hüküm altina
almistir.
Çalisma sürelerinde esneklik düzenlemelerinin rekabet
edebilirligin artirilmasi ve issizlikle mücadele konularinda olumlu
etkiler dogurabilmesi için söz konusu hükümlerin
uygulanabilirliginin saglanmasi gerekmektedir.
Esneklik kagit üzerinde...
Bu çerçevede, 4857 sayili Is Kanunu'nda yer alan esneklik
hükümlerinin etkin bir biçimde uygulanip uygulanmadigini
ortaya koymak amaciyla Sendikamizca "MESS Üyelerinde Çalisma
Süreleri" adli arastirma hazirlanmis ve çalisma sürelerinde
esneklik hükümlerinin uygulanma durumu analiz edilmistir. Arastirma
sonuçlari, mevzuatimizdaki esneklik hükümlerinin AB normlarinin
altinda kaldigini, sanayinin ihtiyacini gidermedigini ve gerekli esnekligi
saglamakta yetersiz oldugunu ortaya koymaktadir.
4857 sayili Is Kanunu eski Kanun'dan farkli olarak haftalik çalisma
süresinin isyerlerinde esit sekilde bölünerek uygulanmasi
kuralini degistirerek bunun taraflarca aksinin kararlastirilabilecegi
esasini öngörmektedir. Ancak "MESS Üyelerinde Çalisma
Süreleri" arastirmasi, ankete cevap veren MESS üyesi isyerlerinin
%97.8'inde haftalik normal çalisma süresinin haftanin çalisilan
günlerine esit olarak dagitildigini ve denklestirme uygulamasinin
da MESS üyesi isyerlerinin yalnizca %20.1'inde uygulandigini ortaya
koymaktadir. Bu durum, söz konusu hükmün uygulama alaninin
olmadigini gözler önüne sermektedir. Arastirmanin sonuçlarina
göre, MESS üyesi isyerlerinin %97.8'inde haftalik normal çalisma
süresi haftanin çalisilan günlerine esit dagitilmaktadir.
En popüler uygulama telafi çalismasi
Is Kanunu ayrica telafi çalismasina ve kisa süreli çalismaya
iliskin esaslari da mevzuatimizda ilk kez düzenleyerek; zorunlu nedenler,
ekonomik kriz ve benzeri durumlarda hem isveren, hem de çalisanlar
açisindan saglikli çözümler getirilmesini amaçlamistir.
Bu iki çalisma biçimi arasinda kendisine uygulama alani
bulabilen çalisma türü, telafi çalismasi olmustur.
Gerçekten de "MESS Üyelerinde Çalisma Süreleri"
arastirmasina göre, esneklik hükümlerinin uygulandigi MESS
üyesi isyerlerinde %90.7 oraniyla gerçeklestirilen en önemli
uygulama; sartlari olustugunda telafi çalismasi yapilmasidir. Buna
karsilik MESS üyesi isyerlerinin %97.1'inde kisa çalisma uygulamasi
yapilmamaktadir. Bu da kisa çalisma konusundaki hükmün
"ölü dogmus" bir hüküm oldugunu ortaya koymaktadir.
Kisa çalisma sorunu hala çözümsüz
Arastirmamizin ortaya koydugu gerçekler bu yöndeyken, geçtigimiz
günlerde yayimlanan ve kamuoyunda istihdam Paketi olarak bilinen
5763 sayili Is Kanunu ve Bazi Kanunlarda Degisiklik Yapilmasi Hakkinda
Kanun'la; Is Kanunu'nun kisa çalismaya iliskin maddesi yürürlükten
kaldirilarak benzer nitelikte bir hüküm 4447 sayili issizlik
Sigortasi Kanunu'na eklenmistir. Ancak maddenin içeriginde herhangi
bir degisiklik yapilmamistir. Halbuki "MESS Üyelerinde Çalisma
Süreleri" arastirma sonuçlarinin da gösterdigi gibi,
yalnizca "genel ekonomik kriz veya zorlayici sebepler" halinde
kisa çalisma uygulamasi yapilmasina izin veren Is Kanunu'nun söz
konusu maddesinin bugüne kadar uygulama alani bulamadigi bir gerçektir.
Bu bakimdan söz konusu düzenleme, Is Kanunu'ndan çikarilip
Issizlik Sigortasi Kanunu'na eklenirken, kisa çalisma uygulamasinda
genel ekonomik kriz veya zorlayici sebeplerin yani sira "sektörel
krizlerin" de dikkate alinmasina ve isyerlerinde ortaya çikacak
kriz durumunda taraflarin anlasmasiyla kisa çalisma yapilabilmesine
ve çalisilan süreye göre ücret ödenmesine imkân
taniyacak düzenlemeler getirilmesi, bu esnek çalisma biçiminin
uygulanabilirligini saglamak açisindan dogru olacakti.
MESS Üyelerinde Çalisma Süreleri Arastirmasi, 4857 sayili
Is Kanunu'nun var olan çalisma sürelerinde esneklik hükümlerinin
uygulanmadigini ortaya koymustur. Yine Arastirma'ya göre bunun en
önemli nedeni; "esneklik kavraminin anlami, avantaj ve dezavantajlari
konusunda bilgi ve farkindalik düzeyinin düsük olmasi"dir.
Halbuki AB düzeyinde yapilan arastirmalar, çalisma sürelerinde
esneklik uygulamalarindan hem isçilerin, hem de isverenlerin yarar
saglayabileceklerini göstermektedir. Nitekim 2004 yilinda Avrupa
Yasam ve Çalisma Sartlarini Gelistirme Vakfi tarafindan 21 AB üyesi
ülkede gerçeklestirilen "Avrupa Sirketlerinde Çalisma
Süresi ve Is-Yasam Dengesi" konulu arastirmaya göre isveren
ve ISÇI taraflari, çalisma sürelerinde esneklik uygulamalarinin,
çalisma saatlerinin is yüküne daha iyi uydurulmasina
neden oldugu görüsünü tasimaktadir. Bunun da daha
yüksek bir is tatminine neden oldugu da arastirma sonuçlarinda
ortaya konulmustur.
Bu çerçevede çalisma süreleri düzenlemeleri
ile is ve yasam dengesi AB'nin siyasi gündeminde önemli yer
tutmaktadir. Özellikle esnek çalisma düzenlemeleri isletmelerin
ve ulusal ekonomilerin rekabet edebilirligini artiran bir araç
olarak degerlendirilmektedir.
Farkindalik düzeyi artirilmali
Avrupa Birligi'nde yasanan bu gelismeler, ülkemizde esneklikle ilgili
düzenlemelerin uygulanmasi konusunda karsilasilan güçlüklerin
asilmasina iliskin olarak gerekli çalismalarin acilen yapilmasinin
önemini bir kere daha gözler önüne sermektedir. Bu
nedenle esneklik kavramiyla ilgili bilgi ve farkindalik düzeyinin
artirilarak 4857 sayili is Kanunu'nun uygulamada zorluklarla karsilasilan
maddelerinin amaca uygun ve uygulanabilir hale getirilmesi gerekmektedir.
|