Salı, 09 Eylül 2008
I. GİRİŞ
Çalışma hayatı insanlıkla birlikte başlamıştır. Eski çağlardan günümüze insanların ihtiyaçları sürekli artmıştır ve insanlar bu ihtiyaçlarını gidermek için sürekli çalışmak zorunda kalmıştır. Çalışma hayatının çok eskiye dayanması ve süreklilik arz etmesi aynı zamanda devamlı yenilenmeyi ve gelişmeyi de beraberinde getirmiştir.
Uluslar kendi gelişimlerini sağlarken girdikleri sanayi devrimi ve savaşlar gibi sıkıntılı dönemlerde, çalışma hayatı normal dönemlere göre insanlar için daha zorlayıcı ve yıpratıcı olmuştur. Bu dönemlerin aşılması ile birlikte karşılaştıkları sorunları bir daha yaşamamak için bir çok alanda olduğu gibi çalışma hayatında da genel düzenlemeler yapma yoluna gitmişlerdir.
Gelişmiş ülkelerde, çalışma hayatını düzenleyen iş mevzuatları da bu süreçte yeni düzenlemelere uyum sağlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu uyum süreci ekonomik ve sosyal durumlarına göre farklı olarak devam etmektedir.
Günümüzde gelinen noktada iş mevzuatında bütün işçileri ilgilendiren hükümler yanında özel durumları söz konusu olan işçileri ilgilendiren hükümler de yer almaktadır.
Bu çalışmada, ülkemizin de üye olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ) tarafından hazırlanan sözleşmeler ve 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde bu özel düzenlemelerden;
· Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı,
· Yer ve su altında çalıştırma yasağı,
· Gece çalıştırma yasağı üzerinde durulacaktır.
II. GENEL OLARAK ÇALIŞTIRMA YAŞI ve YASAĞI
Türk Hukukunda işçiler, çalışma hayatının birçok alanında anayasal güvenceye sahiptir. Anayasa uyarınca; Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir (AY m.2). Bireylerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya çalışmak devletin temel görev ve amaçlarındandır(AY. m.5). Devlet, bu görev ve amaç doğrultusunda çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır(AY. m.49). Kimsenin yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamayacağını ayrıca küçüklerin ve kadınların çalışma şartları bakımından özel olarak korunacakları(AY. m.50) kayıt altına almaktadır.
Anayasada ana çerçeveleri çizilen hususlar kanunlarda daha detaylı olarak düzenlenmiş, bazı uluslararası sözleşmeler onaylanmış ve dış dünyadaki gelişmeler çalışma hayatını ilgilendiren mevzuata dahil edilmiştir.
Türk İş Mevzuatındaki hükümler, iş ilişkisinin kurulmasından sona ermesine kadar güçsüz olan işçiyi korumaktadır. Bu koruyucu hükümlerden bazıları bütün işçileri kapsamayı amaçlarken bazıları da korunmaya daha muhtaç olan çocuk, genç ve kadın işçileri kapsamaktadır.
Bütün işçilerin çalışma hayatının çeşitli aşamalarında karşılaştıkları sorunlar birbirleri ile benzerlik arz etmektedir. Ancak bu sorunların işçiler üzerinde meydana getirdiği etkiler, farklı sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Güçsüz olan ve kendini savunamayan çocuk, genç ve kadın işçiler bu süreçte diğerlerine göre daha fazla zarar görmektedir. Bundan dolayı korumacı bir yaklaşım sergilenerek bu işçileri koruyacak ilave tedbirler alınmış ve alınmaya da devam etmektedir.
Bu alınan tedbirler, bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki açıdan işçileri korumayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda çocuk, genç ve kadın işçilerin çalıştırılma yaşlarında çeşitli düzenlemeler ve sınırlamalar getirilmekte, çalışma koşullarının uygun olduğu işlerde çalıştırılmalarının sağlanması için çalıştırma sınırları çizilmektedir.
İş Kanununun 4. bölümünde "İşin Düzenlenmesi" ile ilgili olarak çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı(m.71), yer ve su altında çalıştırma yasağı(m.72), gece çalıştırma yasağı(m.73) gibi düzenlemelere yer verilmiştir.
A. ÇALIŞTIRMA YAŞI ve ÇOCUKLARI ÇALIŞTIRMA YASAĞI
1. Çalıştırma Yaşı
Çalıştırma yaşı, sanayi devriminin gerçekleştiği ve ülke politikalarının ilk amacının sanayileşmeyi tamamlama olduğu dönemlerde günümüzdekinin çok altlarında belirlenmiştir. İnsan gücü açığı çocuklardan temin edilmeye çalışılmış dolayısıyla 8-10 yaşlarındaki çocuklar istihdam edilmeye başlanmıştır[1]. Sanayi devriminin bütün çalışanları olumsuz yönde etkilediği düşünüldüğünde korumasız ve güçsüz olan çocukları çok daha fazla etkilediği şüphesizdir. Sanayi devrimi sonrası bu süreçte göze alınan ve büyük sorunlar oluşturan çalışma koşulları ile ilgili yasal düzenlemeler yapılması yoluna gidilmiştir.
a. UÇÖ Düzenlemeleri
Bütün çalışanları ilgilendiren genel düzenlemelerin yanında kendini koruyamayan ve haklarını savunamayan çocuk ve genç işçiler için ilave düzenlemeler yapılmıştır. UÇÖ, 1919 tarihli Sanayide Asgari Yaş Sözleşmesi, 1920 tarihli Denizcilikte Asgari Yaş Sözleşmesi, 1921 tarihli Tarım Asgari Yaş Sözleşmesi, 1921 tarihli Trimci ve Ateşçiler Asgari Yaş Sözleşmesi, 1932 tarihli Sanayi Dışı İşler Asgari Yaş Sözleşmesi, 1959 Balıkçılık Asgari Yaş Sözleşmesi ve 1965 tarihli Yeraltı Maden İşlerinde Asgari Yaş Sözleşmesi gibi belgeler düzenlemiş ve uluslararası standartların sağlanması için çaba sarfetmiştir[2].
UÇÖ Genel konferansı, bu çalışmaların zamanla değerini yitirmesi ve çocuk çalıştırılmasına son verilmesi ve bütün ekonomik sektörleri kapsaması gibi amaçlarla 06.06.1973 tarihinde 138 sayılı İstihdama Kabulde Asgari Yaşa İlişkin Sözleşme'yi kabul etmiştir. Bu sözleşme Türkiye tarafından 23.01.1998 tarihli ve 4334 sayılı Kanunla[3] onaylanmıştır.
138 sayılı Sözleşme'de "Bu sözleşmenin kendisi için yürürlükte olduğu her üye, çocuk işçiliğini etkin bir şekilde ortadan kaldırmayı ve istihdama ve çalışmaya kabul için asgari yaşın giderek gençlerin fiziksel ve zihinsel yönden tam olarak gelişmelerine olanak tanıyacak bir düzeye yükseltilmesini sağlayan ulusal bir politika takip etmeyi kabul eder."(m.1) ifadesi yer almış ve ulusal politikaların bu sözleşme hükümlerine göre şekil alacağı belirtilmiştir. UÇÖ, sözleşmeyi kabul eden ülkelerden ana hatları ile çizilen çerçeveye uymalarını istemiştir. Buna göre;
· Düzenlemeler bütün sektörleri ve bütün çalışan çocuk ve gençleri kapsayacak,
· Asgari yaş sınırı zorunlu öğrenim yaşının bittiği yaşın altında ve her halükarda 15 yaşın altında olmayacak ancak ekonomisi ve eğitim olanakları yeterince gelişmemiş olan üye ülkelerde asgari yaş 14 olarak belirlenebilecek,
· İşin yapısı ve çalışma koşulları bakımından genç işçilerin sağlığını, güvenliğini veya ahlakını tehlikeye düşürecek işlerde asgari yaş 18 olacak ancak gerekli koşulların temin edilmesi, yeterli özel öğrenim veya mesleki eğitim görmeleri koşuluyla 16 yaşından itibaren gençler istihdam edilebilecek,
· Yetkili makamın gözetiminde mesleki eğitimin sağlanması amacıyla yapılan işlerde 14 yaş asgari yaş sınırı olacak,
· Bu sözleşme hükümleri her halükarda aşağıda kayıtlı işler bakımından uygulanacaktır: madencilik ve maden çıkarımı; imalat; inşaat; elektrik, gaz ve su; temizlik hizmetleri; ulaştırma, depolama ve haberleşme; düzenli olarak ücretli işçi istihdam etmeyen ve yerel tüketim amacıyla üretim yapan küçük ölçekli aile işletmeleri dışında kalan ticari amaçlı üretimde bulunan diğer tarım işletmeleri ve plantasyonlar. Bunun dışındaki işlerde çocuk ve gençlerin sağlık, güvenlik ve ahlakına zarar vermeyecek çeşitli sınırlamalar getirilebilecektir,
· Yetkili makam, bu sözleşme hükümlerinin etkin bir biçimde uygulamasını sağlamak için uygun cezai hükümler de dahil gerekli tüm önlemleri alacaktır.
b. İş Kanunu m.71 Düzenlemeleri
Asgari yaşla ilgili düzenleme, 1475 sayılı İş Kanununun 67. maddesinde düzenlenmişti. Bu düzenlemeye göre; 15 yaş altı çocukların çalıştırılmalarının yasak olduğu ancak çocukların sağlık ve gelişmelerine, eğitimlerine ve mesleğe yöneltme programlarına devamlarına yahut öğrenimden faydalanma kabiliyetlerine zarar vermeyecek niteliklere sahip hafif işlerde 13 yaşını doldurmuş çocukların çalıştırılabilecekleri belirtilmişti.
Çalıştırma yaşı ile ilgili hüküm yeni İş Kanununda da yer almış ve 4857 sayılı İş Kanununun 71. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmalarının yasak olduğu ancak 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimini tamamlamış olan çocukların gelişimlerine ve eğitime devam çocukların okullarına devamlarına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabileceğini hüküm altına almıştır. Ayrıca çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan veya çalıştırılmasında mahsur olmayan işlerin neler olduğu ve bu işlerdeki çalışma koşullarının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı(ÇSGB) tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirleneceği düzenlenmiştir. Asgari yaş limitini ve hangi işlerde çalıştırılabileceğinin yanında çalışma sürelerinin temel eğitimini tamamlamış ve okula gitmeyen çocuklar için günde yedi saat ve haftada otuzbeş saatten fazla olamayacağı, ancak 15 yaşını doldurmuş çocuklar için günde sekiz ve haftada kırk saate kadar arttırılabileceği, okula devam eden çocuklar içinse en fazla günde iki saat olmak üzere haftada on saat olabileceği belirtilmiştir.
Ağır ve tehlikeli işlerde de 16 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacağı ve 16 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış genç işçilerin hangi işlerde çalıştırılabileceğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir[4].
2. Çalıştırma Yasağı
Çalıştırılacak çocuk ve gençlerin çalışacakları işin niteliğine göre belli bir yaşta olmaları istenmesinin yanı sıra bedensel,zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimlerini olumsuz etkileyecek işlerde hiçbir suretle çalıştırılmamaları ve çalışacakları işlerde de gerekli çalışma koşullarının sağlanması istenmiştir. Bundan dolayı genç ve çocuk işçilerin çalışamayacağı işler ve çalışabileceği işler ile dikkat edilmesi gereken hususlar düzenlenmiştir.
a. UÇÖ Düzenlemeleri
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Çocuk Hakları Sözleşmesini 20.11.1989 tarihinde onaylamıştır. Türkiye bu sözleşmeyi 4058 sayılı Kanunla kabul etmiştir[5]. Bu sözleşmede "çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığını veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkı üzerinde durulmuştur(m.32)[6].
UÇÖ Genel Konferansı, kötü şartlardaki çalışan çocukların kötü şartlardaki çocuk işçiliğinin yasaklanması ve ortadan kaldırılması temin etmek ve bunu acil olarak çözüme kavuşturmak amacı ile 17.06.1999 tarihinde 182 sayılı Kötü Şartlardaki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler Hakkında Sözleşme'yi kabul etmiştir. Bu sözleşme Türkiye tarafından 25.01.2001 tarihinde 4623 sayılı Kanunla[7] kabul edilmiştir.
182 sayılı Sözleşme'de ülkelerin sosyo-ekonomik koşulları göz önüne alındığında kaynakların yetersizliği ve alt yapı eksikliği çocuk işçiliğinin çok kısa vadede sona ermesinin zor olduğu uzun vadede pek çok ülkede sosyal ve ekonomik koşulların iyileşmesine bağlı olarak engellenebileceği tespiti yapılmıştır[8]. Sözleşmenin amaçları bakımından çocuk terimi ile 18 yaşın altındaki bütün kişiler kastedilmiştir(m.2).
Sözleşme geçen "en kötü biçimdeki çocuk işçiliği" ifadesi (m.3);
· Çocukların alım-satımı ve ticareti, borç karşılığı veya bağımlı olarak çalıştırılması ve askeri çatışmalarda çocukların zorla ya da zorunlu tutularak kullanılmasını da içerecek şekilde zorla ya da mecburî çalıştırılmaları gibi kölelik ve kölelik benzeri uygulamaların tüm biçimlerini,
· çocuğun fahişelikte, pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu,
· çocuğun özellikle ilgili uluslararası anlaşmalarda belirtilen uyuşturucu maddelerin üretimi ve ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu,
· doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işi kapsar.
Ayrıca sözleşmede kabul eden üye ülkelerce en kötü biçimdeki çocuk işçiliği olarak kabul edilenlerle acil olarak mücadeleye girişmeleri ve bunun için önleyici (eğitim vb.) tedbirlerin alınması gerektiği hususları vurgulamıştır(m.7).
b. İş Kanunu m.71 Düzenlemeleri
4857 sayılı İş Kanununun 71.maddesinde "Onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan işler ile onbeş yaşını tamamlamış, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış genç işçilerin çalışmasına izin verilecek işler, ondört yaşını bitirmiş ve ilk öğretimini tamamlamış çocukların çalıştırılabilecekleri hafif işler ve çalışma koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir." şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca maddede belirtildiği üzere Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılması Usul ve Esaslarını Hakkında Yönetmelik[9] ilgili Bakanlık tarafından hazırlanmıştır.
İlgili yönetmeliğin amacı; "çocuk ve genç işçilerin sağlık ve güvenliklerini, fiziksel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişmelerini veya öğrenimlerini tehlikeye atmadan çalışma şekillerinin esaslarını belirlemek ve ekonomik istismarlarını önlemektir." şeklinde ifade edilmiştir. Çocuk işçi ve genç işçinin bir anlamda sınırları çizilmiştir. Genç işçi 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını tamamlamamış, çocuk işçi 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilk öğretimini tamamlamış kişi olarak tarif edilmiştir.
Çocuk işçilerin çalışmasına izin verilen hafif işler Ek-1'de, genç işçilerin çalışmasına izin verilen işler Ek-2'de ve 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan işler Ek-3'te belirtilmiştir. Çocuk işçilerin çalışabileceği hafif işler olarak; düşme ve yaralanma tehlikesi olabilecek şekilde çalışmayı gerektirecek olanlar hariç meyve, sebze, çiçek toplama işleri, büro hizmetlerinde yardımcı işler, esnaf ve sanatkarların yanında satış işleri, spor tesislerinde yardımcı işler gibi işler sayılmıştır. Genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler olarak; meyve, sebze kurutmacılığı ve işlenmesi işleri, kasaplarda yardımcı işler, içkili yerler ve aşçılık hizmetleri hariç olmak üzere hizmet sektöründeki işler, ilaçlama ve gübreleme hariç çiçek yetiştirme işleri, el ilanı dağıtım işleri, balıkhane işleri gibi işler sayılmıştır. Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacakları işler olarak; 4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinde belirtilen gece dönemine rastlayan sürelerde yapılan işler, alkol, sigara ve bağımlılığa yol açan maddelerin üretimi ve toptan satış işleri, fazla dikkat isteyen ve aralıksız ayakta durmayı gerektiren işler, eğitim, deney eksikliği güvenlik konusunda dikkat eksikliğine bağlı olarak gençlerin maruz kalabileceği kaçınılması veya fark edilmesi mümkün olmadığına inanılan iş kazası riski taşıyan işler gibi işler sayılmıştır.
Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılmasında işler açısından sınırlamalara gidildiği gibi çocuk ve genç işçileri çalıştırabilecek işverenler açısından da sınırlamaya gidilmiştir. Çocuklara karşı işlenmiş suçlardan hüküm giyen ve yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş olan işveren ve işveren vekilleri çocuk ve genç işçileri istihdam edemez(m.11) hükmü yönetmelikte yer almıştır.
Çocuk ve genç işçileri çalıştırmasına müsaade edilen işverenlerin ise işle ilgili gerekli eğitimi vermeleri, veli ya da vasi ile yazılı iş sözleşmesi yapmaları, işin niteliği itibari ile sahip olduğu riskler hakkında bilgi vermeleri zorunlu kılınmıştır.
Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılacağı işlerde de diğer çalışanlara göre de farklı bazı düzenlemelere yer verilmiş ve bu dönemde gelişimini etkileyebilecek olumsuzluklar en aza indirilmeye çalışılmıştır. Bu düzenlemelerde şöyle sıralanabilir;
· Temel eğitimini tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada otuzbeş saatten fazla olamaz(m.6/I)
· Çocuk ve genç işçilerin günlük çalışma süreleri, yirmidört saatlik zaman diliminde, kesintisiz ondört saat dinlenme süresi dikkate alınarak uygulanır(m.6/II)
· İki saatten fazla dört saatten az süren işlerde otuz dakika, dört saatten yedi buçuk saate kadar olan işlerde çalışma süresinin ortasında bir saat olmak üzere ara dinlenmesi verilmesi zorunludur(m.6/IV)
· Çocuk ve genç işçilerin hafta tatili izinleri kesintisiz kırk saatten az olamaz(m.8)
· Çocuk ve genç işçiler, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırılamazlar(m.9)
· Çocuk ve genç işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz(m.10/I)
B. YER ve SU ALTINDA ÇALIŞTIRMA YASAĞI
UÇÖ tarafından hazırlanmış ve bu konuyu kapsayan iki sözleşme Türkiye tarafından kabul edilmiştir. Bunlardan ilki olan 45 sayılı Her Nevi Maden Ocaklarında Yer altı işlerinde Kadınların Çalıştırılmaması Hakkında Sözleşme 09.06.1937 tarihinde 3229 sayılı Kanunla[10] kabul edilmiş, ikincisi olan 123 sayılı Yer altı Madenlerinde İşe Alınmada Asgari Yaş Hakkında Sözleşme 08.05.1991 tarihinde 3729 sayılı Kanunla[11] kabul edilmiştir.
45 sayılı Sözleşme'de gerek özel gerekse kamuya ait maden ocaklarının yeraltı işlerinde yaş sınırı konulmaksızın kadınların çalıştırılmayacağını düzenlemiş(m.2) ve bu düzenlemenin dört istisnada yer verilmiştir. Buna göre; bedenen çalışmayan ancak çalışmayı yöneten, sağlık ve sosyal hizmetlerde çalışan, mesleki eğitim maksadı ile yer altı işlerinde staj görmelerine izin verilen, bedenen çalışma yapılmayan bir sanatın yapılabilmesi maksadıyla yeraltına inmesi gereken kişiler yeraltında istisna tutulacağı düzenlenmiştir.
123 sayılı Sözleşme, 45 sayılı Sözleşme ve asgari yaş hadlerini düzenleyen birkaç sözleşmeyi de göz önünde bulundurarak tespit edilecek belirli bir yaş düzeyinin altındaki kişilerin yer altı madenlerinde istihdam edilemeyeceğini, taraf olan ülkelerin tespit edeceği yaş sınırlarını onay belgesine ekleyeceğini ve ülkelerin belirleyecekleri yaş haddinin hiçbir şekilde 16 yaşından aşağı olamayacağını düzenlemiştir.
Türk İş mevzuatında yer ve su altı çalıştırma yasağı 1475 sayılı Kanunundaki 68. madde hükmü aynen alınarak korunmuş ve 4857 sayılı İş Kanununun 72. maddesinde yer almıştır. Yer alan hükme göre "Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır."
Yer altında ve su altında belirtilen işler kanunda sınırlı sayıda sayılmamıştır. Hangi işlerde çalışmanın yasak olacağı hususunda önemli olan nokta işin türü olmayıp, işin yer ya da su altında olmasına bağlanmıştır[12].
C. GECE ÇALIŞTIRMA YASAĞI
Gece çalışması gündüz döneminde yapılan çalışmalardan daha ağırdır. Bu bakımdan gerek uluslararası belgelerde gerekse İş Kanununda gece çalışmasına ilişkin daha koruyucu hükümler getirilmiştir[13].
UÇÖ tarafından 1948 yılında kabul edilen ve 1990 yılında yeniden gözden geçirilen 89 sayılı Kadınlarla ilgili Gece Çalışması Sözleşmesi'nden sonra UÇÖ 1990 yılında 171 sayılı Gece Çalışması Sözleşmesi'ni kabul ederek gece çalışması konusunu kadın erkek ayırımı yapmaksızın düzenlemiştir. 171 sayılı Sözleşmenin 1/a maddesine göre gece çalışması saat 24:00 ile sabah 05:00'e kadar olan zaman diliminde yapılan ve aralıksız olarak yedi saat süren çalışmayı ifade edeceği, sözleşmenin 3. maddesi, üye ülkelerin, gece çalışanların sağlıklarını korumasından ailevi ve sosyal sorumluluklarını yerine getirmelerinden, terfi ve yükselmeleri, işyeri güvenliği ve analığın korunmasına elverişli önlemler alması gerektiği ve sözleşmenin 7. maddesinde de kadınların doğum öncesi sekiz haftalık ve doğum sonrası sekiz haftalık dönemlerde için gece çalışmasına alternatif çalışma şekilleri uygulanması gereği düzenlenmiştir[14].
4857 sayılı İş Kanununda bu husus şöyle düzenlenmiştir; "Sanayiye ait işlerde onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır(m.73/I). Onsekiz yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir(m.73/II)."
Daha önceki düzenleme olan 1475 sayılı İş Kanununda, sanayiye ait işlerde 18 yaşını doldurmamış erkek çocuklarla her yaştaki kadınların çalıştırılmalarının yasak olduğu(69/I), işin özelliği gereği kadın işçi çalıştırılması gereken işlerde 18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin hangi şartlarla çalıştırılabileceği hazırlanacak tüzükle gösterilir(69/II) ifadeleri yer almıştır.
İki kanun arasındaki temel fark, önceki kanunda her yaştaki kadın işçiler için geçerli olan yasağın kadı- erkek eşitliği temeline dayanarak yeni kanunda 18 yaşından büyük kadınları kapsamayacak şekilde değiştirilmesidir. Gece çalışma yasağı sadece çocuk ve genç işçiler için uygulanacaktır.
4857 sayılı İş Kanununun 73. maddesi uyarınca Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılması Koşulları Hakkında Yönetmelik[15] hazırlanmıştır. Bu yönetmelik 18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında çalıştırılmaları usul ve esaslarını düzenler(m.1 ve 2).
Yönetmelikte geçen kadın işçi, medeni durumuna bakılmaksızın 18 yaşını doldurmuş kadın işçileri, gece postası da İş Kanunu 69. maddede belirtilen gece çalışma sürelerini kapsayan yedibuçuk saati aşmayan çalışma süresini ifade etmektedir(m.4).
Kadın işçilerin hiçbir şekilde gece postalarında yedibuçuk saatten fazla çalıştırılmalarını yasaklamış(m.5), işe başlatılmaları için çalışmalarına engel bir durumun olmadığına dair sağlık raporu alınmasının şart(m.7) olduğu belirtilmiştir. Kadın işçilerin gebe olduklarının doktor raporu ile tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın işçilerin ise doğum tarihinden başlamak üzere 6 ay gece postalarında çalıştırılmaları yasaklanmış ve sağlık raporu ile gerekli görülmesi halinde emziren kadın işçiler için yasağın bir yıla uzatılabileceği düzenlenmiştir(m.9).
Genel olarak işçilerin gece postalarında yedibuçuk saatten fazla çalıştırılmaları yasaklanmış ancak İş Kanununun 42 ve 43. maddeleri ve 79 sayılı Kanununun 6. maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununun 70. maddesinde öngörülen yönetmelikte belirtilen hallerde bu sınırın aşılmasına izin verilmiştir. Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılması Koşulları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde ise bu istisnalara yer verilmeyip kadın işçilerin her ne şekilde olursa olsun yedibuçuk saatten fazla çalıştırılamayacağından söz edilmiştir[16].
Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Ek3'te çocuk ve genç işçilerin çalıştırılamayacağı işler arasında, 4857 sayılı İş Kanununun 69. maddesinde belirtilen gece dönemine rastlayan sürelerde yapılan işlerde sayılmıştır. III. İŞ KANUNUNDA 71, 72, 73. MADDELERE UYULMAMASININ YAPTIRIMI
4857 sayılı İş Kanunu 104. maddede işin düzenlenmesine ilişkin hükümlere aykırılık başlığı altında çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür[17].
71. maddede düzenlenen çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı hükmüne aykırı hareket eden; 72 maddede düzenlenen yer ve sualtında çalıştırma yasağı hükümlerine aykırı olarak bu maddede belirtilen yerlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek çocukları ve gençleri ve her yaştaki kadınları çalıştıran; 73. maddede düzenlenen gece çalıştırma yasağı hükümlerine aykırı olarak çocuk ve genç işçileri gece çalıştıran veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine aykırı hareket eden işveren veya işveren vekiline 500 YTL para cezası verileceği hüküm altına alınmıştır[18].
IV. SONUÇ
Endüstri kapitalizminin gelişmesi ve aile temelinde örgütlenmiş olan üretim sistemlerinin çözülmesi, aile temelli üretim döneminde ancak mevsimlik ya da kısıtlı iş olanağı bulabilen kadın, çocuk ve genç bireylere de sürekli çalışma koşullarını yaratmıştır[19].
Çalışma hayatına katılan kadın, çocuk ve genç nüfus öncelikle ucuz işgücü olarak görülmüştür. Haklarını savunamayan bu kesim ülkelerin kalkınmasının sağlanması ile birlikte koruma odaklı politikalarla bazı haklara kavuşmuş ve kadınlarla, çocuk ve gençlerin çalıştırılmaları hemen hemen bütün ülkelerde sınırlandırılmıştır. Günümüzde bu hakların, bütün sorunları çözecek nitelikte olmadığı ancak ülkelerin sosyo-ekonomik gelişim düzeylerine göre belirli standartlara ulaştığı kabul edilmektedir.
Buna karşılık kadın, çocuk ve genç bireyler için yapılan düzenlemelerin çalışma hayatına tam yansıtılamaması, kaydedilen ilerlemelerin birçoğunun mevzuatta kalmasına neden olmuştur ve söz konusu mevzuatın uygulanması temel sorun olmaya devam etmektedir. Bu durum iş kanunlarının işletilmesinin zayıf kalması ve iş müfettişlerinin yetersizliğine bağlanmaktadır[20]. Ancak konu özenle irdelendiğinde yürütmedeki başarısızlığın altında çok daha yapısal problemlerin yattığı anlaşılmaktadır. Güdü eksikliği, politik engellemeler, eğitim yetersizliği, toplumsal isteksizlik, ekonomik ve ahlaki nedenler gibi birçok faktör yapısal problemler zincirinin halkalarını oluşturmaktadır.
Açıkça görülmektedir ki, bu yapısal sorunların çözümü için gereken adımlar atılmadıkça kadın, çocuk ve genç bireylerin dolayısıyla toplumun kısa vadede refah düzeyi artsa dahi uzun vadede aynı sorunlarla karşılaşmak kaçınılmazdır.