Toplu İş Sözleşmesi Yapma
Ehliyeti ve Yetkisi
Sali, 09 Eylül 2008
I- GIRIS
1982 Anayasasinin 53. maddesi, isçilerin ve isverenlerin, karsilikli
olarak ekonomik ve sosyal durumlarini ve çalisma sartlarini düzenlemek
amaciyla toplu is sözlesmesi yapma hakkina sahip olduklarini hükme
baglamistir. 1982 Anayasasi toplu is sözlesmesinin ne sekilde yapilacagini
ise Kanuni düzenlemelere birakmistir.
1980 öncesi sosyal, ekonomik ve siyasi gelismelerin
yogun etkisi ile düzenlenen 2822 sayili Toplu Is Sözlesmesi,
Grev ve Lokavt Kanunu içerik açisindan degerlendirmeye tabi
tutuldugunda, söz konusu tarihsel kosullarin Kanunun olusumunda önemli
derecede etken oldugu açikça görülecektir. Kanunun,
yürürlüge girdigi tarih olan 1983 yilindan kisa bir süre
sonra 1986 ve 1988 yillarinda kapsamli bir sekilde degisiklige ugramasi,
bu kapsamli degisikliklere ragmen bir çok kesimin elestirisine
ve tepkisine maruz kalmaya devam etmesi ve günümüzde de
bir takim degisiklik tasarilarinin gündemde olmasi, söz konusu
Kanunun ihtiyaca tam olarak cevap vermedigi sonucuna ulasmamiza neden
olmaktadir.
Bu konuda kisa bir degerlendirme yaptiktan sonra belirtmek
gerekir ki, toplu is sözlesmesi ile getirilen kurallar, esasen sadece
toplu is sözlesmesinin taraflarini ve bu taraflarin üyelerini
ilgilendirmemekte, ülkenin istihdam politikasina da önemli etkiler
yapmaktadir.
Bu nedenlerle, Toplu Is Sözlesmesi, Grev ve Lokavt
Kanunu açisindan yapilacak tüm inceleme, degerlendirme ve
öneriler özenle dikkate alinmalidir.
Bu çerçevede “Toplu Is Sözlesmesi
Yapma Ehliyeti ve Yetkisi” konusu, ilk bakista her ne kadar teknik
bir konu olarak algilaniyor olsa bile, içerigi, etkiledigi alanlar,
Uluslararasi Çalisma Örgütünün konuyla ilgili
kararlari, henüz yeknesak bir yoruma ulasamamis bir takim düzenlemeler
ve ilgili Yargitay kararlari konunun ciddiyetini açikça
ortaya koymaktadir.
Toplu is sözlesmesinin temelini olusturan ehliyet
ve yetki hususu incelenirken tüm bu ölçütler degerlendirmeye
tabi tutulmaya çalisilmistir.
II- TOPLU IS SÖZLESMESINDE EHLIYET VE YETKI AYRIMI
2822 sayili Toplu Is Sözlesmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun (TISGLK)
2 ve 4. maddelerinde Toplu Is Sözlesmesinin tanimina iliskin gerekli
unsurlar belirtilmistir. TISGLK’ nun bu hükümlerinden
yararlanilarak toplu is sözlesmesi’nin tanimini yapmak olanaklidir.
Toplu is sözlesmesi, isçi sendikasi ile isveren sendikasi
veya sendika üyesi olmayan isveren arasinda, is sözlesmesinin
yapilmasi, sözlesmenin muhtevasi ve sona ermesi ile ilgili hükümleri
düzenlemek için yapilan, taraflarin karsilikli hak ve borçlarini
ve toplu is sözlesmesinin uygulanmasi ve denetimi ile uyusmazliklarin
çözüm yollarina iliskin hükümleri de içeren
yazili bir sözlesmedir[1].
Bu tanimdan yola çikarak, her isçi veya
isveren kurulusunun veya isverenin dilediginde toplu is sözlesmesi
yapabilecegi sonucuna varilmamalidir. Toplu is sözlesmesi yapabilmek
olanagi, belirli niteliklere ya da özelliklere sahip kisilere veya
kuruluslara taninmistir[2].
Bir toplu is sözlesmesi, sadece hukuki olarak toplu
is sözlesmesi yapma ehliyetine sahip kisi ve kuruluslar tarafindan
yapilabilir. Isçi ve isveren tarafini birlikte ifade etmek için
uygulamada sosyal taraflar ibaresinin kullanildigina sik olarak rastlanmaktadir[3].
Söyle ki; toplu is sözlesmesi yapma ehliyeti, genel hak ehliyeti
ile paralel olmayip, her gerçek veya tüzel kisi toplu is sözlesmesi
yapmak ehliyetine sahip degildir[4].
Önemle belirtmek gerekir ki, 275 sayili eski Kanunda
oldugu gibi, 2822 sayili TISGLK da ehliyet ve yetki ayrimina gitmemistir.
Kanunda yetkiden bahsedilmis olmasina karsin, ehliyet kavramina açik
olarak yer verilmemistir.
Toplu Is Hukuku’nun genel kavramlarindan olan ehliyet
ve yetki kavramlarinin Kanunda tanimlarinin yapilmamis olmasi ve ehliyet
kavramina yer verilmemesi bu kavramlarin önemini ortadan kaldirmamaktadir[5].
Toplu Is Hukuku açisindan büyük önem tasiyan söz
konusu kavramlar doktrin ve yargi kararlari ile önem kazanmis ve
yetki kavramindan farkliligi dikkate alinarak, toplu is sözlesmesi
ehliyeti kavrami gelistirilmistir[6].
Toplu is sözlesmesi yapma ehliyeti olan taraflar
arasinda yapilan toplu is sözlesmesi hukuken geçerli sayilabilecektir.
Ehliyet geçerli bir toplu is sözlesmesi için kanuni
bir ön sart niteligindedir. Ehliyet, ayni zamanda toplu is sözlesmesi
yapma yetkisinin de ön sarti niteliginde oldugundan, ehliyetli olmayan
bir kisi veya kurulusun yaptiklari veya yapacaklari sözlesmeler kesinlikle
toplu is sözlesmesi olarak kabul görmeyecektir. Buna karsilik
yetkili olmayan bir tarafin ya da taraflarin ehliyetli olmalari kosulu
ile yaptiklari sözlesme bazi durumlarda hukuki sonuçlar dogurabilecektir[7].
Ehliyet ve yetki ayriminin önemi özellikle
bu açidan ortaya çikmakta, ehliyetsiz kisi veya kuruluslarin
yaptiklari sözlesmeler toplu is sözlesmesi olarak kabul edilmemektedir[8].
III- TOPLU IS SÖZLESMESI EHLIYETI
1.Tanim
Doktrinde çogunlukla kabul gören tanima göre, toplu is
sözlesmesi ehliyeti bir toplu is sözlesmesine taraf olma ehliyetidir[9].
Toplu is sözlesmesi ehliyeti genel hak ehliyetinden farklidir. Zira,
her gerçek veya tüzel kisi toplu is sözlesmesi ehliyetine
sahip degildir[10]. Önemle belirtmek gerekir ki, toplu is sözlesmesi
ehliyeti, hak ehliyetinin özel bir türü yani toplu is hukukundaki
hak ehliyeti niteliginde olmadigi gibi, Borçlar Hukukundaki hukuki
islem ehliyetinin bir bölümü niteliginde de degildir. Toplu
is sözlesmesi ehliyetinin varligi hakim tarafindan re’sen arastirilacak
bir husustur. Zira, ehliyet, geçerli bir toplu is sözlesmesi
yapabilmenin kanuni sarti niteligindedir[11].
2. Toplu Is Sözlesmesi Ehliyetine Sahip Kisi ve
Kuruluslar
Toplu Is Hukuku’na iliskin hükümler uyarinca, toplu is
sözlesmesi yapma ehliyetine, kural olarak bazi tüzel kisiler,
belirli kosullarda da gerçek kisiler sahiptir. Isçi tarafi
açisindan bu ehliyet sadece tüzel kisiler tarafindan kullanilabildigi
halde, isveren tarafi açisindan tüzel kisilerin ve gerçek
kisilerin (münferit isverenlerin) bu ehliyeti haiz oldugu ve toplu
is sözlesmesinin tarafi olabilecekleri önemle belirtilmelidir[12].
2822 sayili TISGLK çerçevesinde toplu
is sözlesmesi ehliyetine sahip bulunan kisileri, bu sözlesmenin
taraflari bakimindan ayri ayri incelemek yerinde olacaktir.
a) Isçi Tarafi Bakimindan Ehliyet
2822 sayili TISGLK’nin 12. maddesine göre, toplu is sözlesmesinin
isçi tarafi mutlaka ve zorunlu olarak ilgili iskolunda kurulmus
ve faaliyet gösteren isçi sendikasi olmalidir[13]. 1961 Anayasasi
ve 275 sayili Kanun döneminde de durum bu sekilde idi. Sadece isçi
sendikalarinin toplu is sözlesmesi yapabilecegi kurali bu dönemde
Anayasa Mahkemesi tarafindan Anayasa’ya aykiri bulunmamis olup,
“Toplu Sözlesmelerde isçiler bakimindan olabildigince
yararli ve kazançli hükümleri isverenlere kabul ettirebilmek
için görüsme masasina oturan isçi temsilcilerinin
arkalarinda güçlü bir isçi varliginin eylemli
olarak bulunmasi ve görüsmede bulunanlari desteklemesi vazgeçilmez
bir kosuldur. Is hayatindaki uygulamalardan ögrenildigine göre
bu destekleyici varliklar, ancak sendika biçiminde ve hem de gerçekten
güçlü olan bir sendika durumunda olduklari zaman isçiler
olumlu sonuç alabilmektedir.” ifadesi ile gerekçelendirilmistir[14].
Konfederasyonlar, sendika subeleri, fiili isçi
topluluklari, kamu kurumu niteligindeki meslek kuruluslari, özel
hukuk veya kamu hukuku örgütleri ve isçi dernekleri ehliyet
sahibi olmadiklarindan toplu is sözlesmesi tarafi olamazlar[15].
Devlet memurlarinin 12.07.2001 tarihinde yayinlanan 4688
sayili Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunu’na dayanarak kurduklari
sendikalarin, toplu is sözlesmesi yapma ehliyetleri olmadigini belirtmek
yerinde olacaktir. AY m. 53 fikra 3 hükmü, memur sendikalarina
sadece idare ile toplu görüsme yapabilme olanagi taninmaktadir[16].
b) Isveren Tarafi Bakimindan Ehliyet
TISGLK’na göre, isçiler bakimindan toplu is sözlesmesine
sadece bir isçi sendikasi taraf olabilmektedir[17]. Isveren açisindan
ise durum farklilik arz etmektedir. Söyle ki, toplu is sözlesmesinin
kapsayacagi isyerinin sahibi isveren, isyerinin dahil oldugu iskolunda
kurulmus bir isveren sendikasina üye degil ise, toplu is sözlesmesini
kendisi yapacaktir. Isverenin, isyerinin dahil oldugu iskolunda kurulu
bir isveren sendikasina üyeligi bulunuyorsa, toplu is sözlesmesi
yapma ehliyeti kendisinde olmayacak, üyesi bulundugu sendika toplu
is sözlesmesi ehliyetine sahip olacaktir[18].
TISGLK’nin 12. madesinin 2. fikrasi uyarinca, sendika
üyesi isverenin bir toplu is sözlesmesine taraf oldugu hallerde,
konunun bir ehliyet problemi mi yetki problemi mi oldugu doktrinde farkli
sekillerde degerlendirilmistir. Bu durumun bir yetki problemi oldugu yönünde
de görüsler olsa da,[19] doktrinde agirlikli görüs
konunun ehliyet problemi oldugunu ileri sürmektedir[20]. Çelik,
TISGLK’nin belirtilen hükmünde, yetkiden söz edilmekle
birlikte, ehliyetin de ortaya konuldugunu vurgulamistir[21].
Yargitay, konu ile ilgili degerlendirmesinde, isverenin
üyesi bulundugu isveren sendikasinin muvafakati olmaksizin isçi
sendikasi ile anlasarak imzalamis oldugu toplu is sözlesmesinin hükümsüz
olacagi sonucuna varmistir. Yargitay tarafindan verilen diger bir kararda
ise, toplu is sözlesmesi yapilmasi ile ilgili konularda isverenleri
temsilen dava açmaya isveren sendikalarinin yetkili oldugu ve tek
basina isverenin husumete ehil olmadigi vurgulanmistir [22].
Önemle belirtmek gerekir ki; ehliyetin bulunmamasi,
toplu is sözlesmesi nedeniyle açilacak davalarda taraf olma
imkanini da ortadan kaldirir[23].
Grup toplu is sözlesmelerinde, isveren tarafi olarak
sadece isveren sendikalarinin ehliyeti söz konusudur. Sendika üyesi
olmayan bir isverenin ayni iskolunda birden çok isyeri mevcut ise,
bu durumda imzalanacak toplu is sözlesmesi dogal olarak ve zorunlu
bir sekilde isletme toplu is sözlesmesi olacaktir. Sendika üyesi
olmayan isverenin degisik is kollarinda kurulu isyerleri bulunuyorsa,
bunlar için ayri ayri ve farkli isçi sendikalariyla toplu
is sözlesmesi imzalayabilecektir. Belirtilen sebeplerle, sendika
üyesi olmayan isverenin yapacagi toplu is sözlesmesi, ancak
tek isyeri ya da isletme türünden bir toplu is sözlesmesi
olabilir. Grup toplu is sözlesmesinde ise isveren tarafi mutlak olarak
bir isveren sendikasi olamalidir[24].
c) Ehliyetsizligin Hukuki Sonuçlari
Ehliyet sahibi olmayan isçi ve isveren tarafindan imzalanmis olan
toplu is sözlesmeleri kesin olarak geçersizdir. Hukuki açidan
bir sonuç meydana getirmesi mümkün degildir. Söz
konusu hükümsüzlügün herhangi bir sekilde ortadan
kaldirilmasi da söz konusu olamayacaktir. Örnegin, belirli bir
sürenin geçmesi veya karsi tarafin kabulü söz konusu
hükümsüzlügü ortadan kaldiramayacaktir. Ehliyetsizlik
nedeni ile ortaya çikmis olan hükümsüzlük,
her zaman ve ilgili herkes tarafindan ileri sürülebilecegi gibi;
önüne gelen uyusmazlikta hakim tarafindan da, re’sen dikkate
alinmak zorundadir[25].
Toplu is sözlesmesi ehliyetinin, toplu is sözlesmesinin
imzalanmasi sirasinda varligi gerekli ve yeterlidir. Imza sirasinda mevcut
olan ehliyetsizlik toplu is sözlesmesinin hükümsüz
olmasina neden olur. Ehliyetin toplu is sözlesmesinin imzalanmasindan
sonra kazanilmasi o sözlesmeye toplu is sözlesmesi niteligini
kazandirmaz[26].
Toplu is sözlesmesi imzalanmadan isyerinin isvereninin
degismesi durumunda, yetki prosedürü baslamis olsa bile, toplu
is sözlesmesinin yeni isveren ile yapilmasi gerekecektir. Devreden
isverenle imzalanmis toplu is sözlesmesi hükümsüz
olacaktir[27].
Toplu is sözlesmesinin imzalanmasindan önce,
prosedürün devami sirasinda isverenin bir isveren sendikasina
üye olmasi durumunda, isverenin toplu is sözlesmesi yapma ehliyeti
sona erecek, üyeligin gerçeklesmesiyle birlikte ehliyet de
isveren sendikasina geçecektir[28].
Toplu is sözlesmesi imzalandiktan sonra, iskolu
tespiti yapilmasi veya is kollarindaki degisikligin sonucu olarak isyerinin
daha önce dahil oldugu iskolunun degismesi halinde bile, isçilerin
toplu is sözlesmesini yapan sendikadaki üyelikleri sona ermesine
ragmen, toplu is sözlesmesi yürürlügünü
devam ettirecektir[29].
IV- TOPLU IS SÖZLESMESI YETKISI
1- Tanim
Yetki, toplu is sözlesmesi ehliyetini haiz kurulus veya kisinin belli
bir toplu is sözlesmesini yapabilmesi için kanunun aradigi
sartlara sahip olmasi anlamina gelir[30].
Genis çerçevede bir degerlendirme yapmak
gerekirse, toplu is sözlesmesi ehliyeti toplu is sözlesmesi
yetkisini de kapsamaktadir. Toplu is sözlesmesi ehliyeti ile, toplu
is sözlesmesi tarafi olabilecek kisi veya kuruluslar genel olarak
belirlenmektedir. Buna karsilik, toplu is sözlesmesi yetkisi, bir
toplu is sözlesmesinin tarafi olabilecek kisi ya da kuruluslardan
belirli bir toplu is sözlesmesini yapmak için karsi tarafi
görüsmeye çagirabilecekleri veya yapilan çagriya
muhatap olabilecekleri anlatmaktadir.
Toplu is sözlesmesi yetkisinin bulunmamasi, ehliyetten
farkli olarak, toplu is sözlesmesinin kendiliginden ve kesin geçersizligi
sonucunu dogurmaz. Yetkisiz olan tarafin yetkisizligi, kanun tarafindan
öngörülen sürede itiraza ugramaz ise, yetkisizlik
bu asamadan sonra ileri sürülemez ve yetki kesinlesir[31].
2- Genel Olarak Yetkili Sayilabilmenin Sartlari
Kanun hükümleri gibi baglayiciligi oldugu kabul edilen hükümleri
içinde barindiran toplu is sözlesmesinin, belirli niteliklere
sahip kuruluslar ve kisiler tarafindan imzalanmasi zorunludur.
Sendika çoklugu kurali, bir iskolunda birden çok
sendika kurulabilmesine ve bunlarin ayni zaman dilimi içinde faaliyette
bulunmasina neden olmakta ve bu durum belirli isyeri ve isletmelerde toplu
is sözlesmesinin bu sendikalarin hangisi tarafindan yapilacagi problemini
ortaya çikarmaktadir. Farkli ve birbirlerine rakip olan sendikalarin
sözlesme tarafi olabilecegi söz konusu olamayacagina göre,
bunlardan sadece birisine toplu is sözlesmesi yapabilmek olanaginin
taninmasi gerekmektedir. Yabanci hukuk sistemlerinde bu problem, üye
sayisi, deneyim, kidem, aidat ödeyen isçi üye çogunlugu
dikkate alinarak en fazla temsil yetkisine sahip sendikaya yetkinin verilmesi
ile çözümlenmistir. Türk Hukukunda ise, isçilerin
çogunlugunu temsil eden sendika ölçütü ile
birlikte iskolu bazinda belirli bir oranda üyelik ölçütünün
aranmasi kuralina yer verilmistir[32].
Uluslararasi Çalisma Örgütünün
(UÇÖ) 91 sayili Tavsiye Kararinda, toplu is sözlesmesinin
isçi tarafi, temsil yetenegine sahip isçi kuruluslari ya
da böyle bir kurulus mevcut degilse, ulusal mevzuata uygun sekilde
ve isçiler tarafindan yetki verilmis temsilciler olarak belirtilmistir[33].
3- Yetki Sartlari
2822 sayili TISGLK, yetki sartlarinin toplu is sözlesmesinin taraflari
açisindan ayri ayri bulunmasi gerektigini belirtmektedir.
a) Isçi Tarafi Bakimindan Yetki Sartlari
aa) Yüzde On Baraji ve Belirlenmesi
2822 sayili TISGLK’nin m.12/1 hükmü, yetki konusunu, “Kurulu
bulundugu iskolunda çalisan isçilerin en az yüzde onunun
(tarim ve ormancilik, avcilik ve balikçilik iskolu hariç)
üyesi bulundugu isçi sendikasi, toplu is sözlesmesinin
kapsamina girecek isyeri veya isyerlerinin her birinde çalisan
isçilerin yaridan fazlasinin kendi üyesi bulunmasi halinde
bu isyeri veya isyerleri için toplu is sözlesmesi yapmaya
yetkilidir. Isletme sözlesmeleri için isyerleri bir bütün
olarak nazara alinir ve yaridan fazla çogunluk buna göre hesaplanir.
Bir isveren sendikasi, üyesi isverenlere ait isyerleri sendika üyesi
olmayan bir isveren ise kendi isyeri veya isyerleri için toplu
is sözlesmesi yapmaya yetkilidir.” seklinde düzenlemistir[34].
Madde metninden açikça anlasilabilecegi
üzere, bir sendikanin toplu is sözlesmesine taraf olabilmesi
için, kurulu bulundugu iskolunda çalisan isçilerin
tamaminin yüzde onunu üye olarak barindirmasi gerekir. Üye
isçi oraninin hesaplanmasinda iskolundaki sendikali ve sendikasiz
isçilerin tamami göz önünde bulundurulacaktir.
Kanun, yüzde on yetki baraji kuralini koymus ve
bu duruma “tarim ve ormancilik, avcilik ve balikçilik iskolu
hariç” seklindeki ifade ile bir istisna getirmistir. Bu iskolunda
yer alan islerin mevsimlik, çalisan isçilerin daginik ve
geçici olmalari ve özellikle sendikalasma oraninin oldukça
düsük olmasi, bu sekilde bir düzenlemenin öngörülmesine
neden olmustur[35].
Iskolunda yüzde on barajini asmis olmak sartina
uygulamada ülke çapinda yüzde on baraji denilmektedir.
Bu baraj, doktrinde güçlü sendikaciligi saglamaya yönelik
bir kosul olarak degerlendirilmis ve olumlu karsilanmistir[36].
Bu baraji asan sendikalarin belirlenmesinde TISGLK’nin
3299 sayili Kanun ile degisik 12/3 maddesinin “Bir iskolunda çalisan
isçilerin yüzde onunun tespitinde Çalisma ve Sosyal
Güvenlik Bakanliginca her yil Ocak ve Temmuz aylarinda yayimlanacak
istatistikler esas alinir. Bu istatistiklerde belirtilecek iskolundaki
bütün isçi sayisi ile bu iskolundaki sendikalara mensup
üye sayisi toplu sözlesme ve diger islemler için istatistik
yayimlanincaya kadar geçerlidir. Yetki belgesi almak üzere
müracaat eden veya yetki belgesi alan isçi sendikasinin yetkisini
daha sonra yayimlanacak istatistikler etkilemez.” seklindeki hükmü
önem kazanmaktadir.
Önemle belirtmek gerekir ki, gerek söz konusu
bu istatistiklere iliskin bilgilerin gerekse isyerindeki çogunluga
iliskin bilgilerin mevcut durumu tam ve saglikli olarak gösterebilmesi
için, sendikalarin Sendikalar Kanunu madde 22 ve 25’e dayanan
üyeligin kazanilmasina ve üyeligin sona ermesine iliskin kayit
ve fisleri, isverenlerin ise ise alinan ve is sözlesmesi sona eren
isçileri, Sen.K m. 62 uyarinca zamaninda Çalisma ve Sosyal
Güvenlik Bakanligi’na bildirilmesine baglidir.
Istatistikle ilgili yapilacak itiraz ve kosullarini TISGLK’nin
3299 sayili Kanun ile degisik 12/4 maddesi “Yayimindan itibaren
15 gün içinde itiraz edilmeyen istatistikler kesinlesir. Ancak,
istatistigin gerçege uymadigi gerekçesiyle bu süre
içinde Ankara Is Mahkemesine basvurulabilir. Mahkeme bu itirazi
15 gün içinde sonuçlandirir. Mahkemece verilen karar
ilgililerce veya Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanliginca temyiz
edilebilir. Yargitayca bu temyiz talebi 15 gün içinde kesin
karara baglanir.” seklinde düzenlemistir.
Kanun hükmünde söz konusu istatistiklere
itiraz edebilecek kisiler konusunda herhangi bir açiklik olmasa
bile, istatistikteki bilgilerden etkilenen ve hukuki yarari olan, o iskolunda
kurulu isçi ve isveren sendika ve sendika üyesi olmayan isverenin
itiraz edebileceginin kabulü gerekir[37].
Yargitay’in konuyla ilgili kararlarini incelemek,
durumun açikliga kavusmasi açisindan yerinde olacaktir:
Yargitay 9. Hukuk Dairesi 6.11.1987 tarih ve 9853/9893
sayili kararinda, yayinlanan istatistige, kurulu bulundugu iskolunda yüzde
on barajini asan sendikalarinda itiraz edebilecegini ve bu sekilde yapilan
bir itirazda hukuki yararin varligini kabul etmistir[38].
Ayni daire 24.9.1990 tarih ve 10132/9595 sayili kararinda,
bir iskolunda çalisan isçilerin yüzde on’nun
tespitinde, kural olarak bir önceki istatistigin göz önünde
bulundurulmasi gerektigini; ancak, bunun mutlak ve soyut bir ilke olmayip,
özellik arz eden durumlarda gerçegin belirlenmesi açisindan
gerekli bilgi ve belgelerin dikkate alinip degerlendirilebilecegine karar
vermistir[39].
Söz konusu istatistige yapilan itirazda, husumet kural olarak Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’na yöneltilecektir. Ancak
önemle belirtmek gerekir ki, yapilacak söz konusu itiraz diger
sendikalarin menfaatlerini de etkiliyor ise husumetin o sendiklara karsi
da yöneltilmesi gerekir. Bir isçi sendikasi tarafindan kurulu
bulundugu iskolundaki isçi sayisinin daha fazla olduguna iliskin
bir itiraz ileri sürülüyor ise, itirazin kabulü durumunda,
bunun yüzde on barajina çok yakin durumdaki sendikalarin üye
oranlarinin düsmesine yol açacagina dikkat etmek gerekir[40].
Yargitay 9. Hukuk Dairesi, 30.10.1986 tarih ve 1986- 8874/9637 sayili
kararinda, 2822 sayili TISGLK’ nin 12. maddesi ve bu maddenin 3299
sayili kanunla degisik hükümlerine göre yapilan istatistiki
tespit, bu tespit kapsamina giren bütün sendikalarin hukuki
durumunu etkiler. Bu itibarla olayda söz konusu istatistiki tesbitle
ilgili bütün sendikalarin taraf gösterilmesi gerekir. Itirazda
sadece çalisma bakanligi taraf gösterilmis, hukuki yarari
bulunan diger sendikalar taraf gösterilmemistir. Bu sekilde karar
olusturulmasi usul veya yasaya aykiridir, denilmek suretiyle duruma açiklik
getirmistir[41].
Istatistigin kesinlesmesi ile ilgili olarak önemle
belirtmek gerekir ki; kesinlesen istatistik, yüzde on barajini asan
veya asmayan tüm sendikalar için yeni istatistikler yayinlanincaya
kadar geçerli olacaktir. Sendikanin, yeni istatistik yayinlanincaya
kadar geçen zaman dilimi içinde üye sayisini arttirmasi
sonucunda yüzde on’luk baraj kosulunu saglamis olmasi, o sendikaya
bu sekilde baraji astigi yolunda bir iddiada bulunma hakki bahsetmez.
Bu durumdaki sendika yeni istatistigi beklemek zorunda kalacaktir. Zira,
konuyla ilgili olmasi nedeniyle önemle belirtilmesi gereken bir kararinda
Yargitay, iki sendikanin birlesmesi durumunda bile bu hakkin dogmadigi
sonucuna varmistir. Bahsi geçen Yargitay 9. Hukuk Dairesi’nin
söz konusu 11.4.1988- 4772/4603 sayili kararinda durum su sekilde
açikliga kavusturulmustur: “2822 sayili TiSGLK’nin
12. maddesinde kurulu bulundugu iskolunda çalisan isçilerin
en az yüzde on’ nun üyesi bulundugu isçi sendikasinin
toplu is sözlesmesi yapmak üzere çogunluk tespiti isteginde
bulunma yetkisine haiz olacagina ve yine ayni madde hükmü uyarinca
bir iskolunda çalisan isçilerin yüzde on’unun
tespitinde Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanliginca her yil
Ocak ve Temmuz aylarinda yayimlanacak istatistiklerin esas alinacagina,
söz konusu aylarda yayinlanmasindan sonra sendikalarin birlesmesi
veya katilmasiyla gerçeklesen yüzde on barajin, o istatistiki
dönem için çogunluk tespiti için yeni bir hak
saglamayacagina ....itirazlarin reddi ile mahkeme karariinin onanmasina
oybirligi ile karar verilmistir” [42].
bb) Isyerinde veya Isletmede Çogunluga Sahip Olma
Bir isçi sendikasinin toplu is sözlesmesi yetkisine sahip
olabilmesi için, kurulu bulundugu iskolunda çalisan isçilerin
yüzde onuna ulasmis olmasi sartinin yaninda, toplu is sözlesmesi
yapilacak isyerinde çalisan isçilerin yaridan fazlasini
temsil etmesi gerekir. Bu temsil, çalisan isçilerin yaridan
fazlasinin o sendikanin üyesi olmasi ile saglanacaktir. Oguzman’a
göre, “yaridan fazla” sözü yaridan bir fazla
olarak düsünülmemelidir. Özellikle çalisan
isçi sayisinin tek rakamli oldugu isyerlerinde bu durum önem
tasiyacaktir[43]. Yargitay 9. Hukuk Dairesi’nin, 29.12.1986 tarih
ve 11257/12043 sayili bir kararinda, onbes isçi çalisan
bir isyerinde sekiz üyesi bulunan sendikanin çogunlugunun
bulunduguna karar vermistir[44].
Gerçeklestirilecek toplu is sözlesmesi bir
grup toplu is sözlesmesi niteliginde ise, isçi sendikasinin
her bir isyerinde yaridan fazla çogunluga sahip olmasi zorunlulugu
söz konusudur. Isletme toplu is sözlesmesi söz konusu ise
çogunluk sarti isletmeye dahil bulunan her bir isyeri için
aranmayacak ve isletme bir bütün olarak degerlendirilecektir.
Özetle, isletmeye dahil isyerleri tek bir isyeri olarak degerlendirilecektir
ve yaridan fazla çogunluk tespiti bu sekilde gerçeklestirilecektir.
Ancak önemle belirtmek gerekir ki, yetkinin bu sekilde tespiti için
TISGLK’ nin 3. maddesi anlaminda bir isletmenin varligi sarttir.
Bu anlamda bir isletme söz konusu degilse, büyük bir olasilikla
degisik is kollarina giren bu isyerleri ayri ayri isyeri olarak ele alinip
çogunluk tespiti buna göre yapilacaktir.
cc) Muvazaa Durumu
Bazi isverenler isyerinde bir sendikanin yetki kazanmasini engellemek
amaciyla toplu pazarlik dönemi yaklasirken sendika üyesi olmayan
ve yetki tespitini etkileyecek oranda isçiyi ise alma yoluna gitmektedir.
Duruma duyarli olarak yaklasan Yargitay 9. Hukuk Dairesi,
yetki basvurusu tarihinden kisa bir süre önce isyerine toplu
bir sekilde isçi alindigi belirlendiginde, ise alinan isçilerin
islerine devam edip etmediklerinin ve ise alim nedenlerinin belgelenmesi
gerektigini vurgulamistir[45].
Yargitay 9. Hukuk Dairesi, diger bir kararinda, bu konudaki
muvazaa durumunu, isabetli bir sonuca ulasarak söyle belirtmistir.
“Taraflar arasindaki uyusmazlik basvuru tarihinden, kisa bir süre
önce isyerinin dahil oldugu Holdinge bagli isyerlerinde çalisan
çok sayida isçinin bu isyerine yatay geçis yaptirilmis
bulunmasi sonucu, nakilleri yapilan bu isçilerin üye sayisinda
dikkate alinip alinmayacagi bir baska anlatimla, ortada muvazaali bir
durumun bulunup bulunmadigi noktalarinda toplanmaktadir: Davaci isveren,
belgeler ibraz ederek üretimde meydana gelen artislar nedeniyle diger
isyerlerinden yatay geçis yoluyla yeni isçi alindigini bildirmistir.
17.1.1997 tarihli sigorta prim bordrosunda isyerinde 510 isçinin
çalistigi görülmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu konu
isyeri üretimi ile ilgilidir. Sonradan yatay geçis yapilan
isçilerin ise pazarlama ve büro elemanlari oldugu gözlenmektedir.
Öte yandan bu dava disinda Izmir 1. Is Mahkemesi tarafindan ( A )
Sendikasinin istegi üzerine mahallinde, uzman bilirkisi götürülmek
suretiyle gerçeklestirilen arastirma ve inceleme sonucunda hepsi
yatay geçisle isyerine intikal ettirilen isçilerden 209'unun,
isyerine giris çikis kartlarina rastlanilmamistir. Mahkemece yaptirilan
bilirkisi incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda da belgeler üzerinde
inceleme ve degerlendirme yapilarak sonuca gidilmistir ki, mevcut isçi
hareketi nedeniyle fiilen çalisan isçiler bakimindan bir
degerlendirme yapilmadigi için varilan sonuca itibar etmek olanagi
yoktur. Bütün bunlardan baska belirtilmelidir ki yeni toplu
is sözlesmesi döneminin baslayacagi ve herkes tarafindan da
bunun bilindigi bir sirada yatay geçisten söz edilerek isçi
alimi yoluna gidilmesi ve isçi sayisinin arttirilmasi iyiniyet
kurallari ile de bagdasmadigi için çogunluk tesbitine tabi
tutulamaz. Bu yatay geçis islemleri de Bakanliga basvuru tarihinden
çok kisa bir süre önce gerçeklesmistir. Davaci
üretimdeki artistan dolayi da bu yola gittigini ispat edememistir.
Bu durumda davanin reddi yerine kabulü hatali oldugundan mahkeme
kararinin bozularak ortadan kaldirilmasina ve itirazin reddine karar vermek
gerekmistir.[46]”
dd) Yetki Kosullarinin Degerlendirilmesi
Yetki kosullari, güçlü sendikaciligin gelismesine katki
sagladigi gibi, sendikalarin iskolu düzeyinde kurulmasi esasiyla
da uyumlu nitelik tasir. Yetki kosullari ile ilgili düzenleme bir
takim sakincalari da barindirmaktadir. Yetki sartlari iskolu bazinda ele
alindigi için, bir sendika belli bir isyerinde güçlenerek
hakimiyet kazanip temsil yetkisine sahip olsa bile yurt çapinda
mevcut yetki baraji engeliyle karsilastigi için devre disi kalabilmektedir.
Yurt genelinde belli güce sahip olamayan sendikalarin bu sartlarda
gelismeleri beklenemeyecek bir olgudur[47].
Yetki kosullarinin degerlendirilmesi konusunda Çelik’
in ayrintili ve yerinde degerlendirmesinin aktarilmasinin yerinde olacagi
kanaatindeyim:
“Uluslararasi Çalisma Örgütünün
(ILO) tarafindan düzenlenen bir raporda bu yüzde onluk kosul
ile eski kanunda yer almasina ragmen bugüne kadar tartisma konusu
yapilmayan çogunluk kosulunun 5834 sayili Kanun’la Türkiye
tarafindan 1995 yilinda onaylanan 98 sayili “Teskilatlanma ve Kollektif
Müzakere Hakki Prensiplerinin Uygulanmasina Müteallik Sözlesme”ye
aykiri düsecek sekilde toplu pazarlik hakkinin kisitlandigi ileri
sürülmüstür. Ayni görüs yillardir ILO uzmanlar
komisyonu tarafindan hazirlanan ve Aplikasyon Komitesi’nde tartisilan
raporlarda da tekrarlanmaktadir. Hemen belirtelim ki, söz konusu
98 sayili Sözlesmede, toplu pazarligin gelistirilmesini tesvik etmek
ve gerçeklestirmek amaciyla, “lüzumu halinde milli sartlara
uygun tedbirler alinacaktir” hükmüne yer verilmistir.
Raporda elestiriye ugrayan çogunluk kosulu 1963 yilindan beri uygulanmis
ve itiraza yol açmamis olup, Türkiye’ nin ihitiyaçlarina
uygunlugu da artik anlasilmistir. Ülkemizde de bu çerçevede
elestirilen yüzde onluk temsil kosulunun ise, geçmis uygulamada
görülen güçsüz ve çok sayida sendikaniun
derlenip toparlanabilmesi ve güçlü sendikaciligin gerçeklestirilebilmesi
için 2821 sayili Sendikalar Kanununda yer verilen isyeri ve meslek
sendikaciliginin kaldirilmasina iliskin düzenlemelerin isigi altinda
ve ayni düsüncenin paralelinde getirilmis oldugu 2822 sayili
Kanunun hükümet gerekçesinde açikça belirtilmistir.
Gerçekten de, 2821 ve 2822 sayili Kanunlarda güçlü
sendikacilik amaciyla yapilan düzenlemelerden sonra, eski Kanun döneminde
yediyüzün üstünde olan isiçi sendikasi sayisi
günümüzde yüz dolayina düsmüstür. Güçlü
sendikacilik düsüncesinin sendikacilik toplu is sözlesmesi
düzeninin temeli ile ilgili oldugu kuskusuzdur. Demokratik kuruluslu
toplumlarda, isçi sendikalari birer baski grubu olarak güçlerini
herseyden önce isverenlere karsi kullanirlar. Bu sendikalar, isçilerin
sosyal ve ekonomik durumlarini korumak ve gelistirmek için, gerektiginde
greve de giderek, isverenleri toplu sözlesme yapmaya zorlayici baski
ve girismlerde bulunurlar. Isverenlerde bu baskiya karsi koyabilmek ve
kendi haklarini savunabilmek için sendikalarini kurarak karsi baski
yollarina basvurabilirler. Söz konusu baski ve karsi baski, taraflarin
toplu sözlesme düzenindeki pazarlik gücünü ortaya
koymaktadir. Bu nedenle, özellikle Almanya’ da, isçi
ve isveren sendikalarinin temel amaci ve faaliyeti olan toplu is sözlesmesinin
yapilmasinda taraflara ve bu arada konumuzla ilgili olarak isveren tarafi
üzerinde özellikle üye sayisi ve mali olanak bakimindan
etkili bir baski gücüne sahip olamayan isçi sensikalarina
toplu is sözlesmesi ehliyetinin taninmamasi gerektigi görüsü
özellikle mahkeme kararlarinda agirlik kazanmis bulunmaktadir. 2822
sayili TISGLK’ daki, toplu is sözlesmesi yetkisi alabilmek
için sendikanin o iskolunda çalisan isçilerin en
az yüzde onunu temsil etmesi zorunluluguna iliskin hükmün,
bu görüsler paralelinde oldugu kuskusudur. Açiklanan
nedenlerle, Kanununn 12. maddesindeki yetki kosullarinin milli sartlara
ve çagdas görüslere uygun oldugu, 98 sayili Sözlesmeye
de aykiri bulunmadigi, yüzde orani düsürülse de, kaldirilmamasi
gerektigi sonucuna varilmalidir[48].”
Konu ile ilgili son olarak belirtmek gerekir ki, 2822 sayili TISGLK ile
ilgili degisiklik ön tasarisinda iskolu baraji yüzde ondan yüzde
bese düsürülmektedir[49].
b) Isveren Tarafi Bakimindan Yetki Sartlari
TISGLK m.12/2 ile, bir isveren sendikasi, üyesi olan isverenlere
ait isyerleri, sendika üyesi olmayan bir isverenin ise kendi isyeri
veya isyerleri için toplu is sözlesmesi yapmaya yetkili oldugu
hükmü getirilmekte, konuyla ilgili baska bir kayit içermemektedir.
Isçi sendikalari için getirilmis olan temsil sarti yani
iskolu ve isyeri bazinda sayisal çogunluk sartlari isveren açisindan
söz konusu olmamaktadir.
Söz konusu hüküm çerçevesinde
bir degerlendirme yapacak olursak, isveren, yapilmasi planlanan toplu
is sözlesmesinin kapsayacagi isyeri ya da is yerlerinin (isletmenin)
dahil bulundugu iskolunda faaliyette bulunan bir isveren sendikasina üye
degil ise, toplu is sözlesmesinin tarafi kendisi olacak, ancak bu
kapsamda bir sendikaya üye ise üyesi bulundugu isveren sendikasi
toplu is sözlesmesi yapma yetkisine sahip olacaktir[50]
V- YETKI TESPITI VE ITIRAZI
1- Yetki Tespiti Için Basvuru
2822 sayili TISGLK m.13-14, toplu is sözlesmesi yapma yetkisinin
tespiti için hem isçi sendikasinin, hem de isveren sendikasi
veya sendika üyesi olmayan isverenin, Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi’na basvurusunu ayri ayri düzenlemistir. Bununla birlikte,
Kanun 15 maddesiyle söz konusu bu basvuru üzerine izlenebilecek
yollari bir ortak düzenleme ile hükme baglamistir.
Türkiye’ de uzun bir dönemdir devam eden
toplu is uygulamasinda görülmüstür ki, uygulamada
isveren veya isveren sendikalari Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi’na yetkili sendikanin tespit edilmesine iliskin bir basvuruda
bulunmamakta, söz konusu bu basvuru her defasinda isçi sendikasi
tarafindan yapilmaktadir[51].
a) Isçi Sendikasinin Basvurmasi
aa)Basvuru Zamani
Kanuni düzenlemede öngörülen yetki sartlarina sahip
bir isçi sendikasi, bir toplu is sözlesmesinin bulunmadigi
isyeri veya isyerleri ya da isletmede, sözlesme yapmaya yetkili oldugunun
tespiti için her zaman Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’na
basvurabilecektir[52].
Yürülükte bulunan bir toplu is sözlesmesi
söz konusu ise, kanuni düzenleme uyarinca, sözlesmenin
yürürlük süresinin sona ermesinden önceki yüz
yirmi günden daha önceki bir zamana rastlayan bir tarihte yetki
tespiti için basvuru yapilamayacaktir. Söyle ki, 2822 sayili
TISGLK’ ya göre ancak sözlesmenin yürürlük
süresinin sona ermesi tarihden önceki yüz yirmi gün
içinde yetki islemlerine baslanabilecektir. Önemle belirtmek
gerekir ki, 2822 sayili TISGLK m.7/son hükmü uyarinca, bu süre
içinde toplu is sözlesmesi yapilsa bile, önceki sözlesme
sona ermeden yürürlüge giremeyecektir[53].
Belirtilen kanun hükmü, A.Y m.53/son ve 2822
TISGLK m. 3/son hükümlerinde belirlenen bir isyerinde ayni dönem
için birden fazla toplu is sözlesmesi yapilamayacagi ve uygulanamayacagi
seklindeki esas kurala uygundur.
Belirtilen söz konusu esaslar, isletme toplu is
sözlesmeleri açisindan da geçerlidir. Ancak, isletme
toplu is sözlesmesinin yapilacagi bir isletmeye dahil isyerlerinden
birinde ya da bir kaçinda daha önce yürürlükte
bulunan bir toplu is sözlesmesi mevcut ise, bu durumda tüm isletme
için yetki basvurusunun ne zaman yapilabilecegi oldukça
önemli bir sorun olarak görülmektedir. Isletme toplu is
sözlesmesinin 2822 sayili TISGLK ile ilk olarak kabul edildigi ve
3299 sayili Kanunla uygulama alaninin genisledigi zaman bu soruna daha
fazla rastlanmaktaydi. Bugün ise bu sorun, daha çok bir isverenin
ayni iskolunda yeni isyerleri kurmasi veya devir almasi durumunda ortaya
çikmaktadir. Doktrinde kabul edilen görüs ve Yargitay
uygulamasi, böyle durumlarda isletmeye dahil isyerlerinde yürürlük
süresi henüz tamamlanmamis veya degisik tarihlerde tamamlanacak
isyeri toplu is sözlesmelerinin bulunmasi halinde, söz konusu
isyerlerine bir isletme toplu is sözlesmesi yapmak için yetki
basvurusu, devam eden toplu is sözlesmelerinden yürürlük
süresi en sonra tamamlanacak olana göre belirlenecek ve bu tarihten
yüz yirmi gün öncesinde tüm isyerlerini kapsayacak
bir isletme toplu is sözlesmesi için yetki basvurusu yapilabilecektir[54].
bb)Basvuru Usulü
2822 sayili TISGLK m.13/1 uyarunca, bir toplu is sözlesmesi yapmak
isteyen isçi sendikasi, Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi’na yaziyla basvurarak kurulu bulundugu iskolunda üye
sayisi itibariyle, tarim ve ormancilik, avcilik ve balikçilik iskolu
hariç, yüzde on oranini sagladiginin belirlenmesini ve sözlesmenin
kapsamina girecek isyeri veya isyerlerinde basvuru tarihinde çalisan
isçiler ile üyelerin sayisinin tespitini ister.
Söz konusu basvuru yazisinda isyeri veya isyerlerinin
ya da isletmenin adi ve adresi, sendikanin adi ve adresi, kurulu bulundugu
iskolu bilgilerinin yer almasi gerekir[55].
2822 sayili TISGLK’ya göre, yetki basvurusunda
bulunan isçi sendikasi kendisinde bulunan üyelik fislerini
Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’na yetki için
basvurdugu tarihten itibaren üç isgünü içinde
isverene vermek zorundadir. Kanunun bu sekildeki düzenlemesinin temel
gayesi, yetki tespitinde saglikli bir sonuca ulasilabilmesi ve isverenin
itirazina dayanak yapabilmesini saglamaktir[56]. Yargitay, sendikanin
bu zorunluluga uymamasinin Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligin’ca
yapilmis yetki tespitinin iptali sonucunu dogurmayacagina karar vermistir.
Yargitay’ a göre, “Mahkemece davali Tez Koop-Is Sendikasi'nin
yetki için basvurdugu tarihten itibaren kendisinde bulunan üyelik
fislerini isverene vermemis oldugundan Bakanlik tesbitine itibar edilemeyeceginden
bahisle sözkonusu yetki tesbitinin iptaline karar verilmistir. Ancak
2822 sayili Kanunun 13. maddesinin 2. fikrasi hükmü uyarinca
Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi kayitlarina göre
sendikanin çogunlugu haiz olup olmadigini tesbit etmek durumundadir.
2821 sayili Sendikalar Kanununun 22. maddesinin 3449 sayili Kanunla degisik
4. fikrasi hükmünce de sendikanin üyeligi kesinlesen isçilerin
üye kayit fislerini 15 gün içinde Çalisma ve Sosyal
Güvenlik Bakanligi'na ve isçinin çalistigi isyerinin
bagli bulundugu Bölge Müdürlügüne göndermek
zorundadir. Bakanlik bu kayitlari esas alarak tesbit yapmistir. Davaci
tarafindan itiraza ugramayan bilirkisi raporunda da ayni kayitlara dayanilarak
inceleme yapildigi görülmektedir. Su durumda basvuru tarihi
itibariyle isyerinde Tez Koop-Is Sendikasi'nin çogunluga sahip
oldugu gerçeklesmis bulunmaktadir. 2822 sayili Kanunun 13. maddesinin
degisik hükmüne göre isçi sendikasinin üyelik
fislerini üç is günü içinde isverene vermemis
olmasi, sirf bu sebeple yetki tesbitinin iptalini gerektirmez. Bu zorunluluk,
isverene yetki tesbitinde saglikli bir sonuca varabilmesi ve itirazina
dayanak yapabilmesi için öngörülmüs bir husustur.[57]”Sahlanan,
Yargutayin bu kararini özü itibariyle dogru bulmus, ancak yetki
tespitine iliskin Kanuni düzenin sistemli islemesi gayesiyle 3451
sayili Kanunla getirilmis düzenlemeyi yaptirimsiz duruma getirdigini
de ayrica vurgulamistir[58].
cc) Bakanligin Tespiti ve Bildirimi
Yetki tespitine iliskin bir basvuru alan Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi tarafindan ilk olarak yapilacak is, toplu is sözlesmesi
yapilmak istenen isyeri veya isyerlerinin, basvuran sendikanin kurulu
bulundugu iskoluna girip girmediginin ve bu isyeri veya isyerlerinde yürürlükte
olan bir toplu is sözlesmesinin bulunup bulunmadiginin arastirilmasi
olacaktir[59].
Yargitaya göre, Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi, toplu is sözlesmesi prosedürü devam ederken
isveren tarafindan açilan grevin kanun disi oldugunun tespiti davasi
sona ermeden baska bir sendikaya yetki veremez[60].
Iki sendika ayri ayri ve degisik tarihlerde ayni isyeri
için yetki basvurusunda bulunursa, önceki basvuru hakkinda
bir sonuca varilarak karar verilmeden ikinci basvuru için karar
verilemez[61].
Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi tarafindan
yukarida belirtilen incelemeler yapildiktan sonra, yetki sartlarinin varligi
aranacaktir.
Yetki tespitinde çogunlugun belirlenmesi için,
Bakanliga bildirilmemisler de hesaba katilarak, basvuru tarihinde isyerinde
çalisan isçilerin tümü gözönünde
bulundurulur[62].
Sendika üyesi isçilerin gerçekten
söz konusu çogunlugu olusturup olusturmadiklarinin tespitinde,
sendika üyeliginin kazanilmasi üyeligin sendika tarafindan kabul
edilmesi kosuluna bagli oldugundan, yetki için Çalisma ve
Sosyal Güvenlik Bakanligina basvuru tarihinde sendika tarafindan
üyeligi kabul edilmis durumda olan isçilerin dikkate alinmasi
gerekir[63].
TISGLK m. 13/II uyarinca, Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi kayitlarina göre sendikanin yüzde on oranindaki temsili
ve çogunlugu saglamis olmasi halinde, toplu is sözlesmesi
yapma basvurusunu, isyerindeki isçi ve üye sayisini, o iskolunda
kurulu isçi sendikalariyla taraf olacak isveren sendikasi veya
sendika üyesi olmayan isverene basvurunun alindigi tarihten itibaren
alti isgünü içinde basvuru tarihindeki kayitlara göre
bildirir. Sendikanin yetki kosullarini haiz olmadiginin tespiti halinde
bu bilgiler sadece basvuran sendikaya ayni süre içinde bildirilir.
Bakanliga basvuru tarihinden sonra sendika üyelerinin
azalmasi, sendikanin hiç üyesi kalmamasi veya isverenin degismesi
toplu is sözlesmesi yetkisine menfi sekilde etki etmez. Taraflarin
toplu görüsmelerini yürütmeleri imkani devam eder[64].
b) Isveren Sendikasinin veya Isverenin Basvurusu
Toplu is sözlesmesi yapmak amaciyla isverenin girisimde bulunmasina
uygulamada pek rastlanmamaktadir. Bu durumu düzenleyen TSGLK m. 14
geregince, isveren veya isverenin bagli oldugu sendika, Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’na yazi ile basvurmak suretiyle
yetkili isçi sendikasinin tespitini isteyebilir. Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi, alti is günü içinde
yetkili isçi sendikasini, isçi sayisini ve üye sayisini,
basvuran isverene veya isveren sendikasina ve o iskolunda kurulu isçi
sendikalarina bildiricektir[65]
2-Yetki Tespitine Itiraz ve Yetkinin Kesinlesmesi
a) Yetki Tespitine Itiraz
aa) Yetki Itirazinin yapilmasi
Bakanligin düzenledigi tespit yazisini alan isçi veya isveren
sendikalari veya sendika üyesi olmayan isveren yetkiye itiraz edebilir.
Yetki itirazi, bahsedilen tespit yazisinin tebliginden itibaren alti is
günü içinde yapilmalidir. Bu süre geçtikten
sonra yapilan yetki itirazi, sürenin hak düsürücü
bir süre olmasi sebebiyle mahkeme tarafindan re’sen dikkate
alinarak, reddedilir ve yetki kesinlesir[66].
Yargitayin yerlesmis içtihatlarina göre,
itiraz dileçesinin belirtilen süre içinde Bölge
Çalisma Müdürlügü veya Çalisma ve Sosyal
Güvenlik Bakanligi’na kaydettirilmesi zorunludur. Bu kaydin
gerçeklestirilmemesi durumunda itiraz reddedilecektir[67].
Yetki itirazi, isyerinin bagli oldugu Bölge Çalisma
Müdürlügünün bulundugu yerdeki Is Mahkemesine
yapilmalidir. Toplu sözlesmenin birden çok böge müdürlügünün
görev alanina girmesi durumunda, yetkili mahkeme Ankara Is Mahkemesi
olacak, isletme düzeyinde yapilacak bir toplu is sözlesmesi
söz konusu ise, isletme merkezinin bulundugu yerdeki Is Mahkemesi
yetkili olacaktir[68]. Yetki itirazina iliskin söz konusu bu kural
kamu düzenine iliskin bir düzenleme oldugundan mahkeme tarafindan
re’sen dikkate alinacaktir. Yargitayin kararlari da bu dogrultudadir[69].
Yetki itirazi ile ilgili olarak mahkemeye yapilan basvuruda
husumet sendikaya ve Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’na
yöneltilmelidir. Yargitay tarafindan bu konuya iliskin olarak verilen
kararlar istikrar kazanmistir[70].
Yetki tespitine karsi yapilacak itirazda, itiraz nedenlerinin
de gösterilmesi gerekmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki;
yetki itirazinin yapilmasi itiraza iliskin mahkeme kararinin kesinlesmesine
kadar yetki islemlerini durdurmaktadir[71].
bb) Yetki Itirazinin Degerlendirilmesi
Itirazin çogunluk sartlarina veya diger hukuki konulara yönelik
olmasina göre yapilan inceleme farklilik gösterecektir.
TISGLK m.15’e göre, tespit yazisinin Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi istatistiklerine uymadigi, yazida bulunan
rakamlarin çeliskili ve yanlis oldugu, isçi ve üye
sayilarinin tespitinde maddi hata yapildigi iddiasina ve daha önceki
toplu is sözlesmesinin sona erecegi tarihe gelinmesine yüz yirmi
günden uzun bir süre olmasina ragmen yetki tespiti islemlerine
girisildigi yolundaki süreye iliskin itirazlar daha hizli çözüme
ulastirilir. Söyle ki; süreye iliskin itirazlari mahkeme alti
isgünü içinde durusma yapmaksizin kesin olarak karara
baglar.
Yetki tespitine karsi yapilan itirazin maddi hata veya
süreye iliskin olup olmadigi, Yargitayin temyiz incelemesine tabidir.
Yargitay, kosullari olustugunda, bu yönde bozma kararlari vermektedir[72].
Bunlarin disindaki itirazlar için mahkeme durusma
yapmak suretiyle karar verir. Durusma sonunda verilecek karar temyiz edildigi
takdirde, Yargitay tarafindan on bes gün içinde kesin olarak
sonuçlandirilir. Kararin kesin olmasi, Yargitayin yetki uyusmazligini
sonuçlandirmasi ve çalisma barisini saglamasi açisindan
önem tasimaktadir. Doktrinde kuvvetli bir sekilde ileri sürülen
görüse göre, Yargitay bozma karari ile yetinmemeli ve esas
hakkinda da bir karar olusturmalidir. Yargitay bu baskin görüse
aykiri olarak, bozma karari ile yetinmekte ve dosyayi mahkemesine göndermektedir[73].
Yargitay konuyla ilgili bir kararinda, bütün belgeler, yazilar,
bildirimler ve deliller birlikte degerlendirilmek, savunma üzerinde
yeterince durulmak, Çalisma Bakanligi ve ve Bölge Çalisma
Müdürlügü yazilari arasindaki açik aykirilik
nedenleri arastirilmak ve sonucuna göre karar vermek gerektigi sonucuna
ulasmis ve yerel mahkeme kararini bozarak, geri göndermistir[74].
b) Itiraz Konulari
aa) Çogunluk Sartina Yönelik Itirazlar
Konuyla ilgili yapilan itirazlarin büyük bir bölümü
çogunluk kosuluna iliskindir. Öncelikle belirtmek gerekir
ki, üye sayisinin belirlenmesinde isyerinde is sözlesmesi ile
çalisanlarin tamami dikkate alinacaktir. Bu nedenle, mevsimlik
isçiler ve is sözlesmeleri askida olan diger isçilerin
tamami isçi sayisina dahil edilecektir.
Yargitay mevsimlik isçiler ile ilgili asagida
sunulan kararinda, duruma açiklik getirmistir. “Mevsimlik
isçilerin isçi sendikasina üye olamayacaklarina dair
yasada bir hüküm yoktur. Aksine, 2821 sayili Sendikalar Kanununun
20. maddesine göre, sendikaya üye olmalari mümkündür.
Ayni Kanunun 24. maddesinin son fikrasina göre de, isçinin
geçici olarak issiz kalmasi sendika üyeligini etkilemez. Bu
itibarla, çogunluk tesbitinde hizmet akti askida kalan isçilerin
de nazara alinmasi gerekir. Içtihatlar bu yoldadir. Mahkemenin
mevsimlik isçileri nazara almamasi dogru degildir. Dosyadaki bilgi
ve belgelerden basvuru tarihi olan 27.1.1992 tarihinde 84 isçinin
mevsimlik isçi olarak isyerinde mevcut oldugu anlasilmaktadir.
Bu rakam daimi isçi adedi olan 146'ya ilave edildiginde ve sendika
üyesi 109 olduguna göre, sendikanin yaridan bir fazla çogunluga
sahip olmadigi anlasilir. Böyle olunca mahkeme kararinin bozularak
kaldirilmasina, itirazin kabulüne ve davali Tes-Is Sendikasi'nin
davaciya ait isyerinde çogunluga sahip bulunmadigina, bu nedenle
Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi'nin çogunluk tesbitinin
iptaline karar vermek gerekmistir[75].”
Isyerinin bir bölümünde beya eklentilerinde is alan alt
isveren isçileri, toplu is sözlesmesine taraf isçi
sendikasinin üyesi olsalar bile yetki tespitinde hesaba katilmamalari
gerekir[76].
Mahkeme tarafindan gerçeklestirilecek bilirkisi
incelemesinde üye kayit fisleri ile yetinilmemelidir. Ücret
bordrolari ile sigorta prim bordrolari karsilastirilmali, ayrintili bir
arastirma yapilmak suretiyle bir inceleme ve degerlendirme gerçeklestirilmelidir.
bb) Iskoluna Iliskin Sartlar
Uygulamada dikkat çeken baska bir itiraz konusu, isyerinin bir
baska iskoluna dahil oldugu yönündeki itirazlardir.
Bu yöndeki itirazlar için Sen.K.m.4’
de belirtilen kurallar uygulanacaktir. Bu hüküm geregince, itirazin
ileri sürüldügü mahkeme tarafindan konu bekletici
mesele yapilmali ve itiraz edenlere söz konusu hüküm uyarinca,
Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligina basvurmak için
süre verilmelidir. Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi
kararinin itiraz edilmeden kesinlesmesiyle veya itiraz üzerine Is
Mahkemesi tarafindan verilecek karar çerçevesinde, yetki
itirazi sonuçlandirilmali ve kabul veya reddedilmelidir. Yargitayin
görüsü de ayni dogrultudadir.[77]
Ancak yetki sürecinde iskolu tespitine iliskin belirtilen
uygulamanin yapilmasi yetki itirazlarinin ve yetki sürecinin uzamasina
neden olmaktadir. Sen.K.m.4’de belirtilen, iskolunun Bakanlik tarafindan
belirlenmesi kurali, konunun yetki itirazi çerçevesine ileri
sürülmesi durumunda, iskolu hususunun dogrudan dogruya yetki
itirazini inceleyen hakim tarafindan çözümlenmesi, sürecin
uzamasini engelleyebilir. Bu dogrultuda bir düzenleme yapilmasinin
amaca yönelik uygun bir çözüm olabilecegi görülmektedir[78].
cc) Istatistige Iliskin Itirazlar
Bakanlik tarafindan yüzde on oraninin tespitine iliskin istatistik[79]
ile ilgili olarak TISGLK m.12 geregince yapilmis ve daha sona ermemis
bir itiraz söz konusu ise, yetki itirazinin görülmesi asamasinda,
istatistige itiraz davasinin bekletici mesele yapilarak, bunun sonucuna
göre karar verilmesi gerekir[80].
dd) Isletme Konusundaki Itirazlar
Isyerinin isletmeye dahil olup olmadigi hususu da yetki açisindan
önem tasimaktadir.
TISGLK m.3/III uyarinca, isletme toplu is sözlesmesi
yapilacak isyerlerinin aranilan nitelige sahip olup olmadiklari hakkinda
çikan uyusmazliklar, isletme merkezinin bulundugu yerdeki is davalarina
bakmakla görevli mahkemede on bes gün içinde karara baglanir.
Kararin temyizi halinde Yargitay tarafindan on bes gün içinde
kesin karar verilir.
Önemle belirtmek gerekir ki, henüz bu sekilde açilmis
bir dava söz konusu degilse, yetki itirazina bakan mahkeme, sürecin
gereksiz yere uzamasini engellemek amaciyla, isletme niteligi hakkinda
da degerlendirme yapmalidir[81]. Bu konuda Çelik, “Isyeri
sözlesmesine iliskin bir yetki tespitine itiraz halinde isletme sözlesmesinin
yapilmasini gerektiren bir durumun varligi öne sürüldügünde,
kanimizca kamu düzenine ilisikin emredici hükmün mutlaka
ve her durumda itirazi inceleyen mahkeme tarafindan degil, kanunda belirtilen
mahkemece uygulanmasi zorunludur[82]. seklindeki görüsü
ile durumu farkli degerlendirmistir.
Yargitay, isletme toplu is sözlesmesine dair hükümlerin
kamu düzenine iliskin ve emredici nitelikte oldugu gerekçeleriyle,
isletme niteliginin var olup olmadiginin yetki itirazi asamasinda itirazi
inceleyen hakim tarafindan re’sen incelenmesi gerektigi sonucuna
varmistir[83].
c) Yetki Belgesi ve Sonuçlari
TISGLK m. 16 uyarinca, tespit yazisina süresi içinde itiraz
edilmemisse sürenin bitisini takip eden alti isgünü içinde
veya yapilan itiraz reddedilmisse mahkeme kararinin teblig edildigi tarihten
itibaren alti isgünü içinde ilgili sendikaya Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi tarafindan bir yetki belgesi verilir.
Yetki belgesi, alti is günlük süre dolduktan sonra verilse
bile hükümsüz olmayacaktir.
Yetki belgesinin alinmasi, toplu is sözlesmesi
sürecinde oldukça önemli bir yer tasimaktadir. Zira,
yetki belgesini alan taraf, karsi tarafi toplu görüsmeye çagirabilecektir.
Bu asamadan sonra baska bir sendika Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi’na yetki basvurusunda bulunamayacaktir. Ayrica belirtmek
gerekir ki, alinmis bir yetki belgesi mevcutken yetki belgesi verilirse,
sonraki yetki belgesi iptal edilmelidir[84].
Yetki belgesi alindiktan sonra, isyerinin devri durumunda
devralan isveren yapilan yetki tespiti ile bagli olacaktir. Devralan yeni
isverenin durumu bildigi açiksa, ayri bir toplu görüsme
çagrisina da gerek kalmayacaktir. Yargitay bir kararinda, “2822
sayili Toplu Is Sözlesmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 8. maddesinde,
"Toplu is sözlesmesine taraf sendikanin feshi veya infisahi
yahut faaliyetten men edilmis olmasi yada yetkiyi kaybetmis olmasi veya
toplu is sözlesmesinin uygulandigi isyerlerinde isverenin degismesi
toplu is sözlesmesini sona erdirmez" hükmü yer almaktadir.
Bu kuralin, yetki safhasinda isverenin degismesi halinde de gözönünde
tutulmasi ve uygulama olanaginin bulundugunun kabulü gerekir.”
seklindeki ifadesi ile duruma netlik kazandirmistir[85].
VI- SONUÇ
Toplu is sözlesmesi yapma ehliyeti ve yetkisi konusunda,
üzerinde durulmasi gereken en önemli husus, konuya iliskin Kanuni
düzenlemelerin ve uygulama sonucu ortaya çikmis yargi kararlarinin
çok teknik olmasi ve önemli ayrintilari içermesi nedeni
ile bu konular üzerinde gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekliligidir.
Toplu is sözlesmesi ehliyeti ve yetkisine iliskin
yukarida yapilan açiklamalar incelendiginde, yetki itirazlarinin
toplu pazarlik sürecini asiri derecede uzatmasi, konuyla ilgili en
büyük problem olarak karsimiza çikmaktadir.
Sürecin uzamasinin engellenmesi için, Çalisma
ve Sosyal Güvenlik Bakanligi’ nin, kendisine yapilan yetki
basvurularini süratle ve çok yönlü bir inceleme
ile sonuca ulastirmasi yerinde olacaktir. Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanligi tarafindan, öncelikle toplu sözlesme yapilmak istenen
isyerinin sendikanin kurulu bulundugu iskoluna dahil olup olmadigi incelenmelidir.
Zira, iskoluna dahil olmayan isyerleri için yapilan tespit iptal
edildiginden, bu asamada yapilacak inceleme ve degerlendirme bu yöndeki
iptal kararlarini engelleyecektir. Çalisma ve Sosyal Güvenlik
Bakanliga, isyerinde daha önce yetki kazanan bir sendika olup olmadigi
ve yürürlükte olan bir toplu is sözlesmesinin bulunup
bulunmadigini ve son olarak yüz yirmi günden fazla bir süre
kalip kalmadigini re’sen arastirma zorunlulugu getirecek bir düzenleme
yapilmalidir. Bu sekilde yapilacak bir arastirma, inceleme ve degerlendirme
sürecin uzamasini engeller nitelikte olacaktir.
Ayrica, iskolu, isletme ünitesinin sinirlari ve
istatistik ile ilgili sorunlar yetki itirazi asamasinda söz konusu
olmus ise, durumun yetki itirazini inceleyen hakim tarafindan ele alinmasi
sürecin daha fazla uzamasini engelleyecektir. Bu konuda yapilacak
açik ve net bir Kanuni düzenlemenin yerinde olacagi kanaatindeyim.
|